YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32707
KARAR NO : 2021/7540
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 168/5 ve 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2018 tarihli ve 2018/162 Esas, 2018/1121 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2019 tarihli ve 2019/261 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/10/2020 gün ve 6425-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/10/2020 gün ve 2020/94653 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 168/5. maddeleri gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2018 tarihli ve 2018/162 Esas, 2018/1121 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2019 tarihli ve 2019/261 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 sayılı kararı ile itiraz merciinin sadece şeklî olarak değil, hem maddî olay, hem de hukukî yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alınarak yapılan değerlendirmede;
Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/2018 tarihli kararı ile sanığın eylemi nedeni ile oluşan kamu zararını iddianamenin kabulünden sonra kovuşturma aşamasında gidermesinden dolayı temel cezadan 2/3 oranında indirim yapılamayacağından bahisle o yer Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş ise de,
Karşılıksız yararlanma suçundan yapılan yargılamada keşfe gidilip bilirkişi tarafından katılan kurumun vergili cezasız gerçek zararının belirlenmesinden sonra sanığa kurum zararının giderilmesi halinde hakkında suç tarihine göre düşme kararı verileceğine ilişkin ihtarda bulunulup ödeme için makul süre tanınarak sonucuna göre karar verilmesi şeklindeki süreçte sanığa ihtarda bulunulmamış ise de sanığın duruşma sırasında katılan kurumun zararını gidermek istediğini bildirmesi üzerine, kendisine süre verildiği ve sanığın da zararı giderdiği dikkate alındığında sanık hakkında bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usuli işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 168/5 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde farklı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 sayılı kararı ile itiraz merciinin sadece şeklî olarak değil, hem maddî olay, hem de hukukî yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alınarak yapılan değerlendirmede;
6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerekeceği; somut olayda soruşturma aşamasında sanığa zararı gidermesi için usulüne uygun ihtar yapılarak bir süre verilmediği, kaldı ki sanığın kovuşturma aşamasında 13/12/2018 tarihinde bilirkişi raporunda zarara ilişkin hesaplanan kurum zararını giderdiği cihetle, sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği halde mahkemece 18/12/2018 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz sonucu merci Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/03/2019 tarihli kararıyla sanık hakkında TCK 168/5. maddesi uyarınca en fazla 1/3 oranında indirim yapılması gerektiğinden itirazı kabul edip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldırdığı, ancak yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda sanık hakkında yukarıda belirtilen farklı gerekçeyle düşme kararı verilmesinin gerekmesi nedeniyle itirazı kabul edip, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırması ve kararın düşmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (BURSA) 14. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.03.2019 tarihli ve 2019/261 Değişik İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA,hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına ilişkin yapılan İTİRAZIN KABULÜNE, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; sanık … hakkında karşılıksız yararlanma suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı TCK’nın 168/5 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükmolunan cezanın kaldırılmasına, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.