YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8861
KARAR NO : 2020/11970
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçunda hapis cezası ile adli para cezasının seçimlik ceza olması ve sonuç olarak hapis cezası seçilmesi durumunda 5237 sayılı TCK’nın 50/2. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 50/1-a. bendine göre hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1- Suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı ve soruşturma aşamasında katılana yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, CMK’nın 253/3. fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” ibaresi madde metninden çıkarılmakla TCK’nın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, mala zarar verme suçundan uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Sanık tarafından katılanın zararının kovuşturma aşamasında giderilmesi nedeniyle katılanın zararının bulunmadığı ve sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı, adli sicil kaydındaki ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğu, dolayısıyla 08/10/2013 olan suç tarihinin, CMK’nın 231/8. maddesi 2. cümlesiyle getirilen değişiklik tarihinden önce olduğu da gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel koşulunun bulunduğu da gözetilerek, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
3- Sanık müdafiinin 27/11/2014 tarihli oturumda sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına dair isteğinin, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesi uyarınca tayin olunan kısa süreli hapis cezasının seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini de (TCK’nın 50/2. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 50/1-a. bendi hariç olmak üzere) içerdiği halde, bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 04/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.