Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/10638 E. 2023/4539 K. 18.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10638
KARAR NO : 2023/4539
KARAR TARİHİ : 18.09.2023


MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/49 E., 2015/393 K.

SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.01.2015 tarihli ve 2015/65 Esas numaralı iddianame ile; “sanık hakkında Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında 26.09.2014 tarihinde yapılan keşifte sanığın halen sokaktaki elektrik telinden kaçak hat çekerek elektrik kullandığının tespit edildiği” iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 53/1. maddeleri gereğince karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/49 Esas, 2015/393 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 163/3, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve adlî para cezasının aylık 20 eşit şekilde taksitlendirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, “verilen kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna” ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın işletmiş olduğu çay ocağında elektrik sayacı olmadan ve abonesiz olarak kaçak elektrik kullandığının tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamayı inkâr etmiş, şikâyetçi kurumun beyanları tespit olunamamıştır. Tutanak tanığı F.I.’nın iddiayı doğrulayan beyanı, 26.09.2014 tarihli Keşif Zaptı dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçun vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın temyiz sebebi reddedilmiştir. Ancak;
6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun’un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması gerekirken buna riayet edilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/49 Esas, 2015/393 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.