Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/10699 E. 2023/4954 K. 28.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10699
KARAR NO : 2023/4954
KARAR TARİHİ : 28.09.2023


MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/217 E., 2016/381 K.

SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nu 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.03.2016 tarihli ve 2016/984 Esas sayılı iddianamesi ile, şikâyetçiye ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan sanıkların çalıştıkları işyerine ait bakır kabloları geceden sayılan vakitte iş yeri binası ve eklentileri içerisinden iştirak iradesiyle çaldıkları ve bu şekilde sanıkların üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediklerinden bahisle eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/217 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında; hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143/1, 168/2, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden aynı Kanun’un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık …’in temyiz isteği; kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.
2.Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, şikâyetçinin 10.05.2016 tarihli duruşmada kabloların sanıkların güvenlik görevlisi olmaları nedeniyle onların emaneti altında olduğunu açıkça beyan ettiğine, suç vasfının hatalı belirlendiğine, hırsızlık suçunu oluştursa bile atıl durumda bırakılmış kablolar olmaları nedeniyle, eylemin aynı Kanun’un 142/2-h maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğine ve re’sen nazara alınacak diğer sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların güvenlik görevlisi olarak çalıştıkları işyerine ait bina içerisinde muhafaza altına alınmış kabloları, maddi olarak zor durumda oldukları için çaldıklarını bu nedenle de pişman olduklarını beyan ettiklerinin dosya kapsamından sabit olduğu, ayrıca olayın gece sayılabilecek saatte işlendiği, sanıkların şikâyetçinin zararlarını karşıladıkları, Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
2. Sanıkların ikrar içeren beyanları, Olay, Yakalama, Üst Arama, Muhafaza Altına Alma Tutanağı, Değer Tespit Tutanağı, Tartı Tutanağı, 17.03.2016 tarihli şikâyetçiye ait dilekçe, Olay Yeri İnceleme Raporu, Olay Yeri Basit Kroki, tanık S.S. beyanı dosya içerisine eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık müdafiinin suçun 5237 sayılı Kanun’un 155/2. maddesini oluşturduğuna yönelik temyizi yönünden; sanıkların şikâyetçiye ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştıkları, şikâyetçinin 10.05.2016 tarihli duruşmadaki beyanından da anlaşılacağı üzere suça konu kabloların sanıklara fiilen teslim edilmediğinin ve güvenlik görevlisi olmaları nedeniyle emanetleri altında olduğunun belirtildiği, sanıkların fabrikada taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde hiçbir hakimiyetlerinin bulunmadığı, böylelikle sanıkların eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu ve sanıkların suça konu kabloları bina vasfındaki fabrika içindeki picsaj bölümünden çalmaları nedeniyle eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesindeki suçu oluşturduğuna yönelik Mahkeme kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış, Mahkemece iddianamenin 07.04.2016 tarihinde kabul edilmiş olması, şikâyetçi şirket tarafından 17.03.2016 tarihli dilekçe ile zararlarının giderildiğinin belirtilmesine ve etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gerçekleştiğinin anlaşılmasına göre etkin pişmanlık hükümleri gereğince cezasından 2/3 oranında indirim yapıldığı hâlde, uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi yerine aynı Kanun’un 168/2. maddesi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/217 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/217 Esas, 2016/381 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.