Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14755 E. 2021/16720 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14755
KARAR NO : 2021/16720
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine dair SERİK (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarihli ve 2013/183 esas, 2013/725 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/03/2021 gün ve 94660652-105-07-1443-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2021 gün ve 2021/38218 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Anılan kararın 10/09/2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde 07/12/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hapis cezasının aynen infazına ilişkin verilen Serik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2013/57 esas, 2013/84 sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 17/06/2020 tarihli ve 2020/3936 esas, 2020/5723 karar sayılı ilamında yer alan “…Sanığın haczin yapıldığı tarihte iş yerinde işçi olarak çalıştığı, hacizli mallar kendisine yediemin olarak teslim edildikten sonra işten ayrıldığı ve hacizli eşyaların nerede olduğunu bilmediğine dair savunması karşısında, sanığın savunmasının doğruluğu araştırılıp iş yerinden ayrıldığı hususunda İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin TCK’nun 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı, hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile aynı Yasa’nın 289/1. maddesinden hüküm kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş,…” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, sanığın işçi olarak çalıştığı iş yerinde haciz yapılarak, haciz tutanağının yediemin olarak kendisine imzalatıldığı, haciz yapıldıktan bir süre sonra işten ayrıldığı, malların kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığı ve bu durumu İcra Müdürlüğüne bildirdiği yönündeki savunması nazara alındığında, sanığın savunmasının doğruluğunun araştırılarak, haczin yapıldığı iş yerinde işçi olarak çalışıp çalışmadığı ve iş yerinden ayrılmış ise bu hususta icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de, sanığın icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 289/3. maddesinde tanımlanan ve aynı Kanun’un 75. maddesi uyarınca önödemeye tâbi olan suçu oluşturması karşısında, mahkemece usulüne uygun önödeme bildirimi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi uyarınca fazla ceza tayininde
isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanığın yüzüne karşı verilen Serik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli kararının kanun yolu bildiriminde “…tefhim/tebliğinden itibaren..” ibaresinin kullanılarak yanıltıcı ifadede bulunulması sebebiyle, kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği ancak tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmaması nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Serik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli kararının sanığa tebliğ edilip usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (SERİK) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 25.06.2013 tarihli ve 2013/183 E., 2013/725 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.