Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15360 E. 2021/17028 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15360
KARAR NO : 2021/17028
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

Taklit anahtarla kilit açmak suretiyle hırsızlık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/1 ve 522/. maddeleri gereğince 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/1995 tarihli ve 1992/697 esas, 1995/1131 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereğince önceki mahkumiyet hükmünün sanığın lehine olduğundan bahisle uyarlama hükmü kurulmasına yer olmadığına ve cezanın aynen infazına ilişkin İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin) 09/07/2010 tarihli ve 2010/91 esas, 2010/597 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/04/2021 gün ve 8253/2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2021 gün ve 2021/51372 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde yer alan “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde yer alan“Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle tespit edilmesi gerektiği,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/1995 tarihli kararıyla müşteki …’a yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle yazılı şekilde mahkumiyet ve diğer müşteki …’a yönelik Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1994/204 esas sayılı dosyasından karar verildiği cihetle sanık hakkındaki kamu davasının reddine karar verildiği halde, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin (kapatılan Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin) 09/07/2010 tarihli uyarlama kararında hükmolunan 4 yıl hapis cezasının iki ayrı hırsızlık suçundan dolayı uygulandığı şeklinde değerlendirme yapılmak suretiyle 765 ve 5237 sayılı Kanunların karlılaştırıldığı ve “…Söz konusu madde ise 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir, bu durumda sanığa hırsızlık suçundan hükmedilecek ceza 3 er yıldan 6 yıl olacaktır. Mahkememizin 18/10/1995 tarihli ilamında aynı suçlar için 765 sayılı yasa için hükmedilen ceza 4 yıllık, 765 sayılı yasanın hırsızlık suçu açısından da sanık lehine olduğu anlaşılmakla mahkememizin 1992/697 esas 1995/1131 karar sayılı ilamının aynen infazına dair aşağıdaki karara varılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile aynen infaz kararı verildiği nazara alındığında, 18/12/1995 tarihli ilk kararda yukarıda belirtildiği şekilde tek hırsızlık suçundan hüküm kurulduğu, 2 ayrı hırsızlık suçundan verilen kararın 765 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca artırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, bu itibarla atılı taklit anahtarla ilgili hırsızlık eylemine ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesindeki haline göre eylemin cezasının 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası olduğu, asıl kararda olduğu gibi alt sınırdan hüküm kurulduğunda atılı suça ilişkin olarak 3 yıl hapis cezası tayin edileceği, bu halde 5237 sayılı Kanun’un lehe olduğu ve anılan Kanun uyarınca değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlü … hakkında Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/12/1995 tarihli ve 1992/697 Esas – 1995/1131 Karar sayılı ilamı ile hırsızlık ve sahtecilik suçlarından mahkumiyetine dair verilen hükümlerin kesinleşmesinden sonra yapılan uyarlama yargılaması neticesinde İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin(Kapatılan Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesi) 09/07/2010 tarihli ve 2010/91 Esas – 2010/597 Karar sayılı ilamı ile önceki ilamın aynen infazına dair verilen kararın hükümlü tarafından temyizi üzerine her ne kadar Dairemizin 21/05/2019 tarihli ve 2019/4078 Esas – 2019/9183 Karar sayılı ilamı ile eski hale getirme ve temyiz isteminin reddine karar verilmişse de; anılan 09/07/2010 tarihli kararda, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında başvurulacak yasa yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği halde temyiz yasa yoluna tabi olan kararda yasa yolunun itiraz olduğu belirtilmekle hükümlünün yanıltıldığı, buna göre hükümlünün temyiz ve eski hale getirme isteminin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden Dairemizce eski hale getirme ve temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmakla; Dairemizin 21/05/2019 tarihli kararına karşı 5271 sayılı CMK’nın 308/1. maddesi gereğince sanık lehine itirazda süre aranmayacağı da gözetilerek itiraz yoluna gidilmesi, itiraz sonrası sürece bağlı olarak hükümlünün temyiz ve eski hale getirme isteminin tekrar reddedilmesi durumunda bu süreç sonunda kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesinin mümkün olduğu, ancak itirazın kabulüyle Dairemizin anılan kararının kaldırılmasına karar verilmesi durumunda, Dairemizce işin esasına girilerek temyiz incelemesinin yapılacağı ve bu durumda kanun yararına bozmaya konu edilen hukuka aykırılıkların yapılacak temyiz incelemesi ile giderilmesi mümkün olduğundan ve de itirazın kabulü durumunda kesinleşmemiş olduğuna hükmedilecek olan anılan karara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, (İSTANBUL) 44. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan FATİH 4. Asliye Ceza Mahkemesi), 09.07.2010 tarihli ve 2010/91 E., 2010/597 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 18/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.