Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/16483 E. 2021/18447 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16483
KARAR NO : 2021/18447
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın duruşmada bildirdiği son adrese yapılan tebligatın iade gelmesi üzerine, tebligatın UYAP verilerine göre ikamet adresi olarak görülen “……” adresinde sanığın birlikte oturan teyzesi … adına 30/12/2004 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın bahse konu şahsı tanımadığını ve gerekçeli kararı tebliğ almadığını ifade eden dilekçeleri ve kollukça yapılan araştırmada…isimli şahsın sanığın arkadaşının annesi olduğunun ve bu şahıs tarafından tebligat evrakının alındığının tespit edildiği, Tebligat Kanun’un 21/1 ve 21/2. maddeleri uyarınca sanığın duruşmada bildirdiği son adrese tebligat yapılamaması halinde MERNİS adresine tebliğ çıkartılması gerektiği ve sanığın duruşmada bildirdiği son adrese gönderilen ve iade gelen 26/10/2004 tarihli tebligatta sanığın cezaevinde olduğu belirtilmesine rağmen cezaevinde tebligat işleminin yapılmadığı, sanığın yokluğunda verilen kararın sanığın MERNİS adresi yerine farklı bir ikamet adresinde tebliğ edildiği, bunun üzerine sanığın 15/05/2020, 29/05/2020, 06/07/2020, 21/09/2020 ve 02/02/2021 tarihli dilekçeleri ile eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu, akabinde mahkemenin 08/03/2021 tarihli ek kararıyla mahkumiyet hükmünün kesinleşme işleminin iptaline karar verdiği anlaşılmakla, eski hale getirme isteği hakkında karar verme yetkisi 5271 sayılı CMK’nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğundan mahkemenin 08/03/2021 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olması sebebiyle kaldırılarak, sanığın MERNİS adresine tebligat yapılmaması ve iade gelen 26/10/2004 tarihli tebligatta sanığın cezaevinde olduğu belirtilmesine rağmen cezaevinde tebligat işleminin yapılmaması sebepleriyle tebliğ işleminin geçersiz olduğu ve sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin 765 sayılı Kanun’un 493/2, 522. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143. maddelerine uyması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dava zamanaşımı bakımından, 765 sayılı TCK’nın 493/2. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 102/4, 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımının, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e, 67/4. maddelerine göre belirlenen zamanaşımından daha lehe olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/2. maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımının 16/07/2004 olan karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 03/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.