Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/16594 E. 2021/21264 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16594
KARAR NO : 2021/21264
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

Elektrik hırsızlığı suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk, 522/1, 59 ve 81/1-2. maddeleri gereğince 3 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ANTALYA 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2010 tarihli ve 2007/870 esas, 2010/805 sayılı kararının, temyiz edilmeksizin 08/02/2011 tarihinde kesinleşmesini müteakip, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonunda, sonuç ceza miktarı itibariyle 765 sayılı Kanun’un sanığın lehine olduğundan 05/10/2010 tarihli hükmün aynen infazına ilişkin Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarihli ve 2007/870 esas, 2010/805 sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29/06/2021 gün ve 94660652-105-07-10555-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/09/2021 gün ve 2021/89786 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 2/2. maddesinde, “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 223/4. maddesinde, “İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, her ne kadar 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesinde 6 aylık süre şartı öngörülmüş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2018/3567 esas, 2018/8776 karar sayılı ilâmında, “…5237 sayılı Yasa’nın 163/3. maddesi kapsamına alınan suçun, 6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olması nedeniyle zararı tazmin etmesi halinde hükümlü hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, mahkemece duruşma açılıp, öncelikle hükümlünün kurum zararını giderip gidermediği katılan kurumdan sorularak, gidermediğinin belirlenmesi halinde normal tarifeye göre vergi ve cezalar hariç olarak bilirkişiye hesaplattırılacak kurum zararını gidermesi halinde, 6352 sayılı Yasa’nın geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, karar verileceğine dair hükümlüye bildirimde bulunulması, ödeme için makul bir süre verildikten sonra ödemesi halinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,…” şeklinde belirtildiği üzere, 6352 sayılı Kanun’da belirtilen 6 aylık süre geçmiş olsa dahi uyarlama yargılaması yapılması sırasında veya lehe kanunun uygulanması durumunda mahkemesince tanınan makul süre zarfında zararın giderilmesi halinde, anılan Kanun uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilecek olunması karşısında, somut dosya kapsamına göre Mahkemesince duruşma açılıp, öncelikle hükümlünün kurum zararını giderip gidermediği katılan kurumdan sorulmadan, gidermediğinin belirlenmesi halinde normal tarifeye göre vergi ve cezalar hariç olarak bilirkişiye hesaplattırılacak kurum zararını gidermesi halinde, 6352 sayılı Yasa’nın geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verileceğine dair hükümlüye bildirimde bulunulmadan, 765 sayılı Kanun’un sanığın lehine olduğundan bahisle 05/10/2010 tarihli hükmün aynen infazına ilişkin karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Her ne kadar Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince, “Sanık hakkında mahkememizce verilen 05/10/2010 tarih ve 2007/870-2010/805 E.K sayılı hükmün sanık lehine olduğu anlaşılmakla AYNEN İNFAZINA,” şeklinde karar verilmiş ise de; 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca uyarlama yapılması gerekeceğinden, karşılıksız yararlanma olarak 5237 sayılı Yasa’nın 163/3. maddesi kapsamına alınan suçun, 6352 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olması nedeniyle zararı tazmin etmesi halinde hükümlü hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, mahkemece duruşma açılıp, öncelikle hükümlünün kurum zararını giderip gidermediği katılan kurumdan sorularak, gidermediğinin belirlenmesi halinde normal tarifeye göre vergi ve cezalar hariç olarak bilirkişiye hesaplattırılacak kurum zararını gidermesi halinde, 6352 sayılı Yasa’nın geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair hükümlüye bildirimde bulunulması, ödeme için makul bir süre verildikten sonra ödemesi halinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, ödememesi halinde ise hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun’un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 163. maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Leheolan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi için uyarlama yargılaması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçeyle “önceki ilamın aynen infazına” karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ANTALYA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 29.01.2013 tarihli ve 2007/870 E., 2010/805 K. sayılı ek kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendinin verdiği yetkiyle; sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.