YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16597
KARAR NO : 2021/21516
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
Nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-e, 143, 35 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Marmaris 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2017 tarihli ve 2016/375 esas, 2017/504sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/07/2021 gün ve 15978-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/09/2021 gün ve 2021/91474 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Marmaris 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2021 tarihli yazısı ile incelemeye konu dosya aslının Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/200 esas sayılı dosyası arasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği bildirildiğinden, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, Marsaris 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/06/2017 tarihli kararı ile adı geçen sanığın 10/12/2015 tarihli eylemi sebebiyle cezalandırılmasına ve sanığın mükerrir olduğu kabul edilerek cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de; tekerrüre esas alınan Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarihli ve 2013/600 esas, 2013/651 karar sayılı ilâmının 18/01/2016 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/1. maddesinde yer alan “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme gereğince, incelemeye konu suçun tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme tarihinden önce işlendiği, bu halde Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarihli kararının tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas alınacak ilam da bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hakimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (tek) biçimde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır. Bu manada kanun yararına bozma istemine konu edilen hükmün usule uygun olarak kesinleşmesi ve hükümdeki hukuka aykırılıkların denetlenebilmesi bakımından dosyadaki evrakların eksiksiz bir şekilde olmasının gerekmesi nedeniyle; dosyada eksik olan tebligat evrakları (hem sanık hem de katılan yönünden) ile mahkemenin sanığın istinaf talebi hakkındaki ek kararları ve itiraz sonucu verilen kararların denetime olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı suretlerinin dosya içerisine konulmasından sonra incelenmek üzere iadesinin mahallince sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 15/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.