Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/1883 E. 2021/11417 K. 07.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1883
KARAR NO : 2021/11417
KARAR TARİHİ : 07.06.2021

Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2020 tarihli ve 2018/983 esas, 2020/13 sayılı kararı ile aynı suçtan adı geçen sanığın 5237 sayılı Kanun’un 163/3 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2020 tarihli ve 2019/303 esas, 2020/12 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04/01/2021 gün ve 94660652-105-35-17451-2020-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2021 gün ve 2021/6564 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanığın farklı tarihlerde elektrik kablosunu direkt bağlayarak sayacı devre dışı bırakmak suretiyle gerçekleştirdiği karşılıksız elektrik kullanma eylemlerinden dolayı, … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2020 tarihli ve 2018/983 esas, 2020/13 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu eylemin suç tarihinin 09/05/2018, iddianame tarihinin ise 30/11/2018 olduğu ve kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yine aynı sanığın … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2020 tarihli ve 2019/303 esas, 2020/12 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan dosyada suç tarihinin 19/04/2018, iddianame tarihinin ise 10/04/2019 olduğu, bahse konu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği, her iki suçun 30/11/2018 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve aralarında hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanık …’in yokluğunda verilen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2018/983 E. – 2020/13 K. sayılı kararı ile yine … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2019/303 E. – 2020/12 K. sayılı kararının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilerek sanık hakkında anılan kararlarda yer alan mahkûmiyet hükümlerinin kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise … adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın duruşmalarda bildirmiş olduğu ve bilinen son adresi olan “… Mahallesi, 1849/6. Sokak, No:1/5 …/…” adresi yerine “… Mahallesi, … Sokak, No:7 …/…” adresine kararların tebliğe çıkartıldığı ve tebligatların sanığın bu adreste ikamet edip etmediğinin tespit edilemediği belirtilerek bila tebliğ iade edilmesi üzerine sanığın … adresi de olan … Mahallesi, … Sokak, No:7 …/…” adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebliği işlemleri geçersiz olduğundan hükümlerin usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, 28.01.2020 tarihli kararların sanığa tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (…) 8. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 28.01.2020 tarihli ve 2018/983 E. – 2020/13 K. sayılı kararı ile (…) 8. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 28.01.2020 tarihli ve 2019/303 E. – 2020/12 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 07/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.