YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21691
KARAR NO : 2022/464
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
Mala zarar verme suçudan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/10/2020 tarihli ve 2020/25410 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süresinde yapılmadığından bahisle reddine dair Samsun 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11/11/2020 tarihli ve 2020/4983 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Samsun 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/5410 değişik işsayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/07/2021 gün ve 4773-2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2021 gün ve 2021/93380 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında; somut olayda, müştekinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre 10/10/2020 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve kararın kesinleşmediği anlaşılmakla, müştekinin itiraz dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş olduğu kabul edilerek, itirazın esastan incelenip bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, anılan Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında; somut olayda, müştekinin bilinen en son adresinin aynı zamanda MERNİS adresi olduğu ve doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre 10/10/2020 tarihinde yapılan tebliğin bu nedenle usulsüz olduğu anlaşılmakla, müşteki vekilinin itiraz dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş olduğu kabul edilerek, itirazın esastan incelenip bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (SAMSUN) 3. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 16/12/2020 tarihli ve 2020/5410 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 12/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.