Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7583 E. 2023/199 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7583
KARAR NO : 2023/199
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Mala zarar verme, Konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanığın gece vakti mağdurun evine kapıyı kırarak girip evdeki fotoğrafları banyo lavabosunda yakma şeklindeki eylemlerinden dolayı TCK’nun 116/1-4, 151/1, 152/2-a, 53, 58 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/162 Esas, 2016/577 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 152/2-a, 116-1-4, 53 ve 58. maddeleri uyarınca her iki suçtan da ayrı ayrı 10 ar ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; mağdurun kız arkadaşı olduğu, olay günü evde baygın veya ölü olabileceği endişesiyle kapıyı kırarak içeri girdiği, mala zarar vermediği, cezaların paraya çevrilmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1. Sanık ile mağdurun gönül ilişkisi bulunduğu, sanığın olay günü gece vakti sayılan 00.30 sıralarında mağdurun evine gittiği, kapıyı çalmasına rağmen açılmaması üzerine mağdurun bilerek açmadığını düşünerek kapıyı kırıp içeri girdiği, mağdurun eski nişanlısı ve kendisi ile olan fotoğraflarını banyoya götürerek lavabo içerisinde yaktığı, ardından mağdura “eve git bence … , …’ ı ara itfaiye lazım …, neredesin sen” şeklinde haber verici nitelikte mesajlar attığı, mağdurun olayı polise haber verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmiştir.
3. Suç tarihinde kolluk güçlerince tanzim olunan görgü tespit tutanağında; giriş … kapı kilidinin kırık olduğu, evin dağıtılmış olduğu ve banyo lavabosunda yanmış kağıt artıklarının olduğu belirtilmiştir.
4. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Sanığın mala zarar vermediğine ilişkin temyiz istemi yönünden; polis memurları tarafından düzenlenen 19.12.2015 tarihli olay yeri raporunda evin giriş … kapısının kırık olduğunun ve lavabo içerisinde yanmış kağıt artıklarının bulunduğunun belirtilmesi karşısında sanık hakkında kurulan hükümde mala zarar verme suçunun oluştuğu anlaşılmış, sanığın cezaların paraya çevrilmediği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına ilişkin temyiz istemi yönünden; mahkemece 5271 sayılı sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6-a maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,…” şeklindeki düzenleme ve dosyada bulunan adli sicil kaydına göre sanığın daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyetlerinin bulunduğunun anlaşılması karşısında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermesi ile “….ıslah edici nitelikte olmadığından TCK’nın 50.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına…” şeklindeki gerekçe ile hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına dair karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı TCK nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK nun 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Sanığın olay öncesinde gönül ilişkisi olan mağdurun evine gittiğinde, mağdurun evde olduğu halde kapıyı açmadığını düşünerek kapıyı zorlayarak konuta girdiği ve mağdura ait bir kısım fotoğrafları da banyoda yakmak suretiyle müsnet suçları işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda, sanığın mağdurun yokluğunda konutun kapısına zarar vermek suretiyle girdiği, ev içerisindeki birçok eşyaya da zarar verdiği, ev içerisinde mağdura ait bir kısım fotoğrafları bonyoda yaktığı, esasında sanığın konut dokunulmazlığını ihlal ettikten sonra evin kapısı ve mağdurun ev içerisindeki birçok eşyasına zarar vermesi sebebiyle sanığın eyleminin TCK nun 151/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, sanığın mala zarar verme yönünden eylemlerinin bir bütün halinde TCK nun 151/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken suç vasfında hataya düşüldüğü, sanığın eylemlerinin TCK nun 116/1-4. maddesi uyarınca konut dokunulmazlığının ihlali ve TCK nun 151/1. maddesi uyarınca mala zarar verme suçları kapsamında kaldığı, suç tarihinde mala zarar verme suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK nun 253/3. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsamına girmeyen bir başka suçla işlenmiş olması nedeniyle uzlaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmış ise de, TCK nun 151/1. maddesi kapsamındaki mala zarar verme suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK nun 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma kapsamına alındığı, bu nedenle CMK nun 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanık ile mağdur arasında söz konusu kanun değişikliğine göre, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaştırma işlemi uygulanıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2010 tarih 2009/123 Esas, 2010/373 Karar sayılı ilamı ile sanığın mükerrir olduğu belirtilmiş ise de, anılan ilamda birden fazla mahkumiyet hükmü bulunduğu ve 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesi uyarınca daha ağır cezası içeren 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmünden dolayı sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4. Kabule göre; sanık hakkında yakarak mala zarar verme suçundan hüküm kurulurken temel cezanın TCK nun 151/1 maddesi uyarınca belirlenmesinden sonra TCK nun 152/1-a maddesi uyarınca bir kat artırım yapılması gerekirken; temel cezanın TCK nun 152/1 maddesi uyarınca belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,

5.Sanık hakkında TCK nun 58 inci maddesinin uygulandığı bölümde; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108.maddesinin (4), (5) ve (6).fıkralarında ‘‘Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir’’. denmiştir. Denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 58/7.maddesi gereğince “Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesinde hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün 2, 3, 4, 5 numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle … 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2016/162 Esas, 2016/577 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2023 tarihinde karar verildi.