Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/762 E. 2021/8656 K. 20.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/762
KARAR NO : 2021/8656
KARAR TARİHİ : 20.04.2021

Mala zarar verme ve tehdit suçlarından şüpheliler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/05/2018 tarihli ve 2017/26267 soruşturma, 2018/17013 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süre yönünden reddine ilişkin mercii Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/10/2018 tarihli ve 2018/2983 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/11/2020 gün ve 14158-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/01/2021 gün ve 2020/107886 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme ve tehdit suçlarından şüpheliler … ve diğerleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/05/2018 tarihli ve 2017/26267 soruşturma, 2018/17013 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın süre yönünden reddine ilişkin mercii Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/10/2018 tarihli ve 2018/2983 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, müşteki vekiline kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın müşteki vekilinin adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince 29/05/2019 tarihinde tebliğ edilmiş ise de,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35. maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle müşteki vekilinin bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan müşteki vekilinin adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ancak 35. maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği cihetle, müşteki vekilinin normal tebligat dahi çıkartılmadan doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olması sebebiyle müşteki vekilinin itirazı üzerine esas hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde süre yönünden ret kararı verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, müşteki vekiline kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın müşteki vekilinin adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince 29/05/2019 tarihinde tebliğ edilmiş ise de,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un 35. maddesinde yer alan, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır…” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, öncelikle müşteki vekilinin bilinen en son adresine tebligatın çıkarılarak, önceki adresinde bulunamayan müşteki vekilinin adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak, MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, MERNİS adresinin olmadığının tespiti hâlinde ancak 35. maddeye göre daha önce usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılan eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği cihetle, müşteki vekilinin normal tebligat dahi çıkartılmadan doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olması sebebiyle müşteki vekilinin itirazı üzerine esas hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın esastan incelenmesi yerine, yazılı şekilde süreden reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (DİYARBAKIR) 5. Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 04/10/2018 tarihli ve 2018/2983 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 20/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.