Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7873 E. 2021/11960 K. 10.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7873
KARAR NO : 2021/11960
KARAR TARİHİ : 10.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 151/1 ve 31/3. maddelerinde tanımlanan mala zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 2. maddelerinde belirtilen 5 yıl 4 aylık asli dava zamanaşımı süresinin, zamanaşımını en son kesen işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 08/12/2015 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan,1412 sayılı CMUK’nm 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, mahkemesince Baroya yazı yazılarak, suça sürükleen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi talep edilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b-29/11/2014 tarihli iş yeri güvenlik kamerasına ait CD izleme tutanağında, kameraya yansıyan iki kişiden birinin daha önceden tanınmakta olan suça sürüklenen çocuk olduğunun belirtildiği, suça sürüklenen çocuğun CD izleme kayıtlarını kabul etmediği, soruşturma aşamasında suça sürüklenen çocuğun teşhise elverişli fotoğrafları ile CD görüntülerinin, fotoğraf ve görüntülerdeki kişinin aynı kişi olup olmadığına dair rapor alınması amacıyla Ankara Kriminal Polis Laboratuvarına gönderildiği, 17/03/2015 tarihli rapor ile “CD’nin deforme olması nedeniyle açılamadığı ve bu suretle teşhisin yapılamadığının” belirtildiği, yine soruşturma aşamasında kamera kayıtlarından elde edilen ve suça sürüklenen çocuğun işaretlenmiş olduğu fotoğrafların üzerinde gerekli incelemenin yapılması için tekrar bilirkişi incelemesine gönderildiği, 15/04/2015 tarihli rapor ile “Tetkik konusu fotoğraf çıktılarının fotokopi olduğu ve düşük baskı kalitesinde basıldığı, tetkik konusu fotoğraf çıktılarının elde edilmiş olduğu orjinal güvenlik kamera kayıtlarının taraflarına gönderilmemiş olduğu, söz konusu fotoğraflarda aydınlatma ve ışık koşullarının elverişli olmadığı, bunlara bağlı olarak hedef şahsın yüzüne ait morfolojik yapıların ve olası karakteristik izlerin net biçimde görülemediğinin müşahade edildiği ve belirtilen olumsuzluklar nedeniyle sağlıklı bir karşılaştırmalı inceleme yapılamadığından istem doğrultusunda müspet ya da menfi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olmadığı, tetkik konusu fotoğrafların elde edildiği orjinal güvenlik kamera kayıtlarının mevcut bulgular ile birlikte gönderilmesi halinde yeniden inceleme yapılabileceğinin” bildirildiği, buna karşın mahkemece “Suça sürüklenen çocuğun Ödemiş ve çevresinde hırsızlık eyleminde bulunduğundan dolayı polis memurlarınca tanındığı, dolayısıyla CD tespit tutanağını tutan polis memurlarının teşhisine itibar edilmesi gerektiği” gerekçesi ile suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarının 15/04/2015 tarihli raporunda belirtilen orjinal güvenlik kamera kayıtları temin edilerek, sözkonusu kayıtlar ve suça sürüklenen çocuğun teşhise elverişli fotoğraflarının karşılaştırılması amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
c- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
ç-29/11/2014 tarihli iş yeri güvenlik kamerasına ait CD izleme tutanağına göre, suçun iki kişi tarafından işlendiğinin anlaşılması karşısında, iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 10/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.