Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/9290 E. 2023/3391 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9290
KARAR NO : 2023/3391
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/31 E., 2016/425 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2015 tarihli ve 2015/43234 iddianame numaralı iddianamesiyle sanık hakkında cep telefonu şarjının bittiğini söyleyerek geçici olarak konuşmak için şikâyetçiden cep telefonunu alıp uzaklaştığı iddasıyla hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/425 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 141/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 2016/373930 sayılı Tebliğname ile, sanığa isnat edilen suçun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle, hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suç kastının olmadığına, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 147. maddesi kapsamında kaldığına, yine aynı Kanun’un 145. ve 168. maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Şikayetçinin cep telefonunun çalınması şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediği, suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği, böylelikle eylemin sabit olduğu Mahkemece kabul edilmiştir.
2.Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Şikayetçinin soruşturma ve kovuşturma aşamasında ifadesinin alındığı tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesindeki suçu oluşturduğu belirlenmekle; Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B.Sanığın temyizi yönünden
1.Sanığın eylemin 5237 sayılı Kanun’un 147. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine yönelik temyiz sebebi yönünden, hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde anılan maddenin uygulanabileceği ve olayın oluş şekline göre eylemin zorunluluk hali kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Sanığın hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yönünden, çalınan telefonun değerinin az olduğundan bahsedilemeyeceğinden anılan maddenin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş, bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak;
4.Şikayetçinin aşamalardaki beyanında sanık ile … Piknik isimli lokantada buluştuklarını, cep telefonunu sanığa konuşma yapması için bu lokanta içinde verdiğini ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık tarafından gerçekleştirilen eylemin 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesindeki suçu oluşturduğu halde aynı Kanun’un 141/1. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
5.Sanığın mahkemedeki savunmasında, telefonu teslim etmek istediğini ancak şikâyetçinin kabul etmediğini beyan etmesi, ayrıca temyiz dilekçesine ek olarak sunduğu şikâyetçinin yakınları ile yaptığı yazışmada, şikâyetçiye telefonu göndermek istediğini ancak şikâyetçinin adres bilgisini vermediğini ifade etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bahse konu yazışmanın doğruluğu tespit edilerek, araştırma sonucunda sanığın cep telefonunu şikâyetçiye teslim etmek istediği ancak şikâyetçinin kabul etmediğinin anlaşılması durumunda, mahkemece telefonun şikâyetçiye teslimi için sanığa olanak sağlanması, cep telefonunun olmaması ancak zararın giderilmek istenmesi halinde ise, suça konu cep telefonunun suç tarihindeki değeri araştırılıp, sanığın ödemesi gereken miktar tespit edilip, gerekirse ödeme yeri de gösterilerek makul bir süre tanındıktan sonra sonucuna göre yazışmanın yapıldığı tarih de dikkate alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
6. 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup sanığın, eylemine uyan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (4), (5) ve (6) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.05.2016 tarihli ve 2016/31 Esas, 2016/425 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde karar verildi.