YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9354
KARAR NO : 2023/3102
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2016 tarihli ve 2016/2252 Esas numaralı iddianamesi ile sanık hakkında, borcu nedeniyle mühürlenmiş sayaca müdahale ederek kaçak elektrik kullanması şeklindeki eylemi nedeniyle karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 203 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2…. 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2016 tarihli ve 2016/125 Esas, 2016/550 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 163/3, 51. maddeleri uyarınca erteli 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verildiğine ve cezanın ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararların gerekçeleri arasında çelişki olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından yapılan denetimde, sanığın evine bağlı olan sayacın kablolarına müdahale etmek suretiyle usulsüz elektrik kullanıldığının tespit edildiği, sanığın ifadesinde suçlamaları kabul ettiği, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan raporda, elektrik tüketiminin ölçülmeksizin kullanıldığı anlaşılmakla, karşılıksız yararlanma suçunun sabit olduğu kabul edilmiştir.
2.Dosyada yer alan 29.06.2016 tarihli bilirkişi raporu sanığa tebliğ edilmemiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın kurum zararını karşılamadığı gerekçesi ile hakkında hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verilmiş, ancak sanığa verilen cezanın, sanığın suçu işlemedeki pişmanlığı ve cezasının ertelenmesi hâlinde bir daha suç işlemeyeceği hususlarında mahkemede olumlu kanaatin oluşması nedeniyle verilen kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş olup; hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair gerekçede ve verilen hapis cezasının ertelenmesine dair mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği dikkate alınmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen somut olayda; soruşturma aşamasında sanığa yukarıda anlatılan şekilde zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmadığının, İlk Derece Mahkemesince kovuşturma aşamasında yapılan keşif neticesinde aldırılan 29.06.2016 tarihli bilirkişi raporunun sanığa tebliğ edilmediğinin ve usûlüne uygun ihtarın yapılmadığının anlaşılması karşısında; bilirkişi raporunda hesaplanan miktardaki kurum zararını ödemesi durumunda hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verileceği ihtarında bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, usûlünce ihtar yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2016 tarihli ve 2016/125 Esas, 2016/550 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.