YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/438
KARAR NO : 2022/3786
KARAR TARİHİ : 07.03.2022
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143 ve 35. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2015 tarihli ve 2015/371 esas, 2015/557 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/10/2021 gün ve 94660652-105-35-14055-2021- Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2021 gün ve 2021/132202 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/107 esas, 2020/4361 karar sayılı ilamıyla,”…28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar … ve ….’e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması…bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında yer alan, “(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa yüklenen 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık …’ün, olayın diğer failleri olan ve yaşları küçük olduğundan haklarında ayrı dava açılıp yapılan yargılama sonucunda almış oldukları mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiği anlaşılan suça sürüklenen çocuklar …, …., … ve … ile birlikte suç tarihinde gece vakti Basmane Tren Garı’na hırsızlık amacıyla girip katılan Mehmet Kanat’ın işlettiği büfeden çeşitli gıda malzemeleri, bir miktar para, PTT kartı, Kentkart ve sigara gibi ürünleri çaldıkları, ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk görevlilerince olay yeri ve civarında faillerin tamamının yakalandığı, yapılan üst aramalarında ve çevredeki araştırmada çalınanlarının bir kısmının ele geçirilerek katılan …’a iade edildiği, ancak çalınanların bir kısmına ise ulaşılamadığı anlaşılmakla; hırsızlık suçunun tamamlandığı gözetilmeden yazılı şekilde teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde eksik ceza tayini hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 07/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.