Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2023/17486 E. 2023/3377 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/17486
KARAR NO : 2023/3377
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/317 D. İş
SUÇ : Hırsızlık
KARAR : İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2022 tarihli ve 2022/22612 Esas numaralı iddianamesiyle şikayetçinin iş yerinden cep telefonunu çaldığı iddiasıyla şüpheli hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/32 İddianame değerlendirme numaralı kararıyla iddianamenin iadesine karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2022 tarihli ve 2022/317 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 31.03.2023 tarihli ve 2022/19179 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40728 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40728 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/15416 Esas, 2016/16813 Karar sayılı ilâmında, “… 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir…” şeklinde açıklandığı üzere,
Dosya kapsamına göre, Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli kararı ile şüpheliye isnat edilen suçun hakaret suçu olduğu kabul edilerek bu suç yönünden aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmesini müteakip, anılan karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2022 tarihli yazısı ile iddianamenin iadesi sebebinin aslında anılan gerekçe olmayıp şüpheli hakkında düzenlenen yakalama emrinin infazı beklenmeden ve şüpheli savunması alınmadan iddianamenin tanzim edilmesi olduğu belirtilmiş ise de, şüpheliye yüklenen suçun nitelikli hırsızlık suçu olduğu, Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli kararında belirtilen hakaret suçuna ilişkin olarak şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmediği gibi anılan Mahkemenin 29.04.2022 tarihli yazısından da bu hususun iddianamenin iadesi kararında sehven belirtildiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte 5271 sayılı Kanun’un 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, 12.10.2021 tarihinde şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği ve iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre, Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli kararı ile şüpheliye isnat edilen suçun hakaret suçu olduğu kabul edilerek bu suç yönünden aleniyet unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmesini müteakip, anılan karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.04.2022 tarihli yazısı ile iddianamenin iadesi sebebinin aslında anılan gerekçe olmayıp şüpheli hakkında düzenlenen yakalama emrinin infazı beklenmeden ve şüpheli savunması alınmadan iddianamenin tanzim edilmesi olduğu belirtilmiş ise de, şüpheliye yüklenen suçun nitelikli hırsızlık suçu olduğu, Ankara 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli kararında belirtilen hakaret suçuna ilişkin olarak şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmediği gibi anılan Mahkemenin 29.04.2022 tarihli yazısından da bu hususun iddianamenin iadesi kararında sehven belirtildiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte 5271 sayılı Kanun’un 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, 12.10.2021 tarihinde şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği ve iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2022 tarihli ve 2022/317 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.