Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2006/3368 E. 2006/10461 K. 29.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3368
KARAR NO : 2006/10461
KARAR TARİHİ : 29.06.2006

MAHKEMESİ … S.H.
DAVA TÜRÜ :Kayyım Tayini
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle * uyuşmazlığın münhasıran kayyım tayinine ilişkin bulunmasına Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 4. maddesi uyarınca çocuğun yararının korunacağının anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, oyçokluğuyla karar verildi.29.06.2006 (Prş.)
KARŞI OY YAZISI

Davacı büyükanne tarafından oğlunun ölümü sebebiyle velayeti davalı gelininde bulunan torununun mallarının (=çocuk mallarının) korunmasının istenildiği, sulh hukuk mahkemesi tarafından davanın reddedildiği, hükmün davacı büyükanne tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Sulh hukuk mahkemesinin “ret gerekçesi” aynen şöyledir;
-davacı tarafa müteaddit defalar davayı açıklamak üzere süre verildi,
-davacı buna rağmen dava dilekçesini tekrar ile yetindi,
-davacı kesin mehilde “temsil kayyımlığını” hangi olay için istediğini açıklamadı.
Olayları anlatmak taraflara hukuki niteleme ise hâkime aittir. Bu sebeple hukuki nitelemeyi yapacak olan davacı değil yerel mahkeme hâkimidir.
Davacı büyükanne kendi üzerine düşeni yaparak dava konusunu aşağıdaki sözcüklerle “yeterince” açık anlatmıştır;
-anne… kendini dahi korumaktan acizdir,
-sefil bir hayat sürmektedir,
-elindeki paraları düşüp kalktığı adamlara yedirmektedir,
-küçüğe ait mallar bu sebeple çarçur edilecektir,
-bir kayyıma ihtiyaç vardır.
Davacı büyükannenin istemi “çocuk mallarının korunmasına” (4787 sayılı Kanun m. 6 f. I, b. 2/c, TMK m. 360-361)ilişkindir.
Dava dilekçesindeki istek gerekiyorsa/olsa olsa “yönetim kayyımı” atanmasını içermekte olup “temsil kayyımı” hükümlerinin uygulanması söz konusu olmadığı halde yerel mahkeme hâkiminin gerekçede “temsil kayyımından” söz etmesi de ayrıca yerinde değildir.
Değerli çoğunluk tarafından çocuğun yararının Tüzüğün m. 4 hükmü uyarınca korunacağı görüşü sergilenmiştir.
Bir yandan;
Daha önce de görüşümüzü açıkladığımız (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 1045) üzere 4787 sayılı yasanın m. 6 hükmüne göre “aile mahkemesi”, diğer yasalardaki hükümler saklı kalmak üzere görev alanına giren konularda küçükler hakkında “çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin önlemleri almaya” karar verebilir.
Diğer yandan;
Çocuk mallarının korunması konusunda önlem alma (TMK m. 360) ve yönetimin ana ve babadan alınması (TMK m. 361) hükümleri de aile mahkemesinin görevi kapsamındadır.
Bilindiği üzere 4787 sayılı Kanunun m. 1.hükmüne göre bu Kanunun amacı aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir. Bu Kanun, aile hukukundan (TMK. m. 118-494) doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsamaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki 20.4.2004 tarihinde aile mahkemelerinin görev kapsamı daraltılmıştır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu bağlamında söyleyecek olursak 5133 sayılı Kanunun (20 Nisan 2004- 25439 sayılı Resmi Gazete) m. 2 hükmü ile değişik 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun m. 4, b.1 hükmüne göre 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı (=TMK. m. 118-395) konusu olan aile hukukundan doğan dava ve işler de 20.4.2004 tarihinden sonra “aile mahkemesinde” görülecektir.
Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına ilişkin (4787 sayılı Kanun m. 6 f. I, b. 2/c, TMK m. 360-361) “önlemleri almaya” aile mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.