Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2007/11532 E. 2008/10721 K. 17.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11532
KARAR NO : 2008/10721
KARAR TARİHİ : 17.07.2008

MAHKEMESİ :Kartal 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :23.05.2006 NUMARASI :Esas no:2003/502 Karar no:2006/467Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, velayet, nafaka, tazminatlar, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.1-*Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle * davalı tarafından davanın takip edilmemiş bulunmasına, davalı yararına adli yardım konusunda verilmiş bir kararın olmadığının anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.3-Davalının harcı ödenerek usulüne uygun olarak açmış olduğu bir davası ya da karşı davası bulunmamaktadır. Ziynetler karşılığı istenen maddi tazminat Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamında olmadığından; bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.4-Davalının tedbir ve yoksulluk nafakası istemleri hakkında olumlu – olumsuz bir hüküm kurulmaması da isabetsizdir.5-Velayet kamu düzeniyle ilgilidir. Velayet düzenlenirken ana ve babanın isteklerinden ziyade aslolan çocuğun bedeni, ruhi ve fikri gelişimidir.Müşterek çocuklardan Mehmet 12.02.1995 doğumlu olup idrak çağındadır.Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ncü ve 6 ıncı maddeleri uyarınca, çocuk, iç hukuk gereğince yeterli idrake sahip ise, adli merci önünde ve kendisini ilgilendiren davalarda, kendisine danışılmak ve görüşünü ifade etmek hakkına sahiptir.Çocuğun yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettiği görüşe gereken önem verilmelidir.Bu itibarla, idrak çağında bulunan çocuğun makemece dinlenmesi ve tercihinin sorulması, gerektiğinde mahkeme nezdindeki uzmanlardan da, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve çocuklarla ilişkileri konusunda rapor alınması ve her iki çocuğun velayetinin düzenlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.SONUÇ: Temyiz edilen hükmün 3, 4 , 5 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre çocuklar yönünden tedbir ve iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer hususların 2. bentte açıklanan nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.07.2008 per.