YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6140
KARAR NO : 2008/7130
KARAR TARİHİ : 15.05.2008
MAHKEMESİ :Şişli l. Aile Mahkemesi
TARİHİ :22.12.2006
NUMARASI :Esas no:2003/1091 Karar no:2006/924
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kocanın temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosya kapsamından davalı-davacı kocanın yargılama sırasında başka bir kadınla ilişki içerisinde olduğu anlaşılmaktadır.Eşler evliliğin devamı süresince birbirine sadık kalmak zorundadırlar. (TMK.md.185/son) Bu yön gözetilerek davacı-davalı kadının davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Hükmün 2. bentte açıklanan nedenle davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, davalı-davacı kocanın temyiz itirazları yönünden l. bentte açıklanan nedenle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Nevzat’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran Sedakat’a geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla verildi. 15.05.2008 per.
KARŞI OY YAZISI
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK. m. 166 f. I-II) davasından sonra ki olaylara dayanılarak boşanma kararı verilebilir mi?
Yargıtay’da yapılan yerleşik uygulamaya göre buna olumlu yanıt verme olanağı yoktur. Her dava açıldığı gün ki şartlarına tabidir. Davadan sonra oluşan olaylar boşanma kararına esas alınamaz.
Dairemin yerleşik uygulamasına göre de;
-Her boşanma davası açıldığı gün ki şartlarına tabidir,
-Davadan “sonraki” olaylar boşanma hükmüne esas alınamaz.
(Emsal kararlarımız: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 345-346’da yayınlanmıştır.)
Sadakatsizlik bu konuda acaba bir istisna oluşturur mu? Dairemin yerleşik uygulamasında bu konuda da bir istisna yoktur:
“…Her dava açıldığı gün ki şartlarına tabidir. Davadan sonraki hadiseler boşanmaya esas alınamaz. Davalının sadakatsizliğini gösterir, otel kayıtları ve fotoğraflar ‘davadan sonraki’ döneme ilişkindir. Bu davaya esas alınamaz.” (Y2HD, 28.06.2004, 7534-8492, GENÇCAN-Boşanma-2, s. 345, dip not: 1278’de yayınlanmıştır.)
Dairemin değerli çoğunluğu “cinsel sadakatsizliği” boşanma davasından sonra ki olaylara dayanılmasına rağmen boşanma sebebi kabul etmiş gözükmektedir.
Kaldı ki TMK m. 185 f. III hükmünde yer alan sadakat yükümü sadece cinsel sadakati içermemektedir ki! TMK m. 185 f. III hükmünde yer alan sadakat yükümü aynı zamanda duygusal sadakati ve ekonomik sadakati de içermektedir. Dairemin değerli çoğunluğu boşanma davasından sonra ki olaylarda sadakat yükümlüğüne aykırı davranışlar eğer duygusal sadakat ve ekonomik sadakate aykırı davranışlar ise boşanma sebebi kabul etmemiştir.
Örnek vermek gerekirse;
“…Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Dava 16.9.2003 tarihinde açılmış olup, dava tarihinden önce kocadan kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren maddi bir hadisenin varlığı kanıtlanmış değildir. Tanıkların ifadesinde geçen davacı kadının dövülmesi olayı dava tarihinden sonra Aralık 2003 tarihinde olup, bu davada nazara alınamaz. Gerçekleşen bu durum karşısında davanın reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru olmamıştır.” (Y2HD, 13.06.2005, 5995-9026)
Davadan sonra oluşan olayların boşanma kararına esas alınamayacağı kişisel görüşümüzden ibaret de değildir.
Nitekim Yüce Hukuk Genel Kuruluna göre de davadan sonra oluşan olayların boşanma kararına esas alınamayacağı vazgeçilemez temel bir usul kuralı sayılır.
“..Belirtmek gerekir ki; her dava açıldığı tarihteki hukuki ve maddî vakıalara göre sonuçlandırılır. Bu husus vazgeçilemez temel bir usul kuralıdır. Somut olayda, boşanma isteğinin kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararına ağırlıklı olarak 17.5.1993 gününde açılan davadan sonra, tanık ifadelerinde açıkça belirtilen 19.5.1993 günü cereyan eden olay gerekçe yapılmıştır.Oysa; davanın açıldığı tarihe kadar taraflar arasında müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösterir bir olayın varlığı iler sürülemediği gibi, buna dair bir kanıt da getirilebilmiş değildir.” (YHGK, 19.4.1995, 128-399)
Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.