Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2009/156 E. 2009/6614 K. 06.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/156
KARAR NO : 2009/6614
KARAR TARİHİ : 06.04.2009

MAHKEMESİ :Oltu Asliye Hukuk (Aile) MahkemesiTARİHİ :28.03.2007NUMARASI :Esas no: 2006/157 Karar no: 2007/68Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, nafakalar, tazminatlar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, boşanmaya neden olan olaylarda davacı- davalı koca tamamen kusurludur.Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacı-davalı kocanın tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davacı-davalı kocanın boşanma davasının reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmiştir.2-Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;a-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. b-Boşanma davası içinde istenen maddi ve manevi tazminatlar (TMK. md.174/1-2.) ile yoksulluk nafakası (TMK. md.175.) boşanmanın eki niteliğinde olup red veya kabulü harca tabi değildir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan nafakalar ve tazminatlar üzerinden harç alınması usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HUMK.md. 438/7 ) SONUÇ. Yukarıda 2/b bentte gösterilen nedenlerle mahkeme hüküm fıkrasının 5 nolu bendinin hükümden çıkarılmasına yerine “alınması gereken 13.10 YTL” harçtan peşin alınan 12.20 YTL harcın mahsubu ile bakiye 0,90 YTL harcın davacı-davalı kocadan alınarak hazineye gelir kaydına sözlerinin yazılmasına hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle, temyize konu diğer hususların ise yukarıda 2/a bentte açıklanan nedenlerle ONANMASINA,aşağıda yazılı harcın M..’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcın Harun’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.04.2009 (Pzt.)