YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7713
KARAR NO : 2010/10972
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tapu İptal-Tescil-Aile Konutu Şerhi Konulması
KARAR DÜZELTME İSTEYEN :Davacı
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına dair Dairemizin 1.2.2010 gün ve 18928-1339 sayılı ilamiyle ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle, ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, hesaplanan 172.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca 35.50 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.03.06.2010(Prş)
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmaz 16.005 m² miktarında olup, tapuda “bahçeli ahşap ev” niteliğiyle kayıtlı ve davalı koca ile üçüncü kişilerin paylı mülkiyetindedir. Taşınmaz üzerinde iki katlı yapının olduğu üst katın davacı ve eşinin “aile konutu” olarak kullanıldığı, alt katın ise kiraya verildiği tartışmasızdır. Yapı üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamıştır. Koca kendi payını (300/12575) yeğeni olan diğer davalı …’a, eşinin rızasını almaksızın 16.7.2007 tarihinde “satış” yoluyla devretmiştir. Payı devralan davalının “iyiniyetli” olduğuna ilişkin bir savunması yoktur. Kaldı ki payı devralan, devreden Osman’ın yakını olması nedeniyle “evli” ve konutun eşlerin “aile konutu” olduğunu bildirdiği de gerçektir. O halde, payı devralan kötüniyetli olduğuna göre, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince kazanımı korunamaz. Devralanın, noterde 16.10.2007 tarihinde düzenlenen muvafakatname ile taşınmazı kendisine devreden Osman’ın gayrimenkülde ölünceye kadar ikamet etmesine rıza ve muvakatinin bulunduğunu beyan ve ikrar etmiş olması sonuca etkili değildir. Çünkü taşınmaz üzerinde oturma hakkı, Türk Medeni Kanununun 823/3. maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 795/1. maddesi gereğince tapu siciline tescille kurulur. Tapuya tescille kurulmuş bir oturma hakkı bulunmamaktadır. Öyleyse davacı eşin rızası alınmaksızın yapılan devir işlemi ile “aile konutu” kaybedilmiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi gereğince devre ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken bu yöndeki isteğin reddi doğru değildir. Öte yandan, taşınmazın giriş katındaki konut üzerinde davalı kocanın, bağımsız olarak tasarrufta bulunması mümkün olmadığına göre, muvazaa kanıtlanmış olsa dahi bu bölümün, tüm paydan bağımsız olarak iptal ve tesciline karar verilmeyecektir. Açıklanan sebeplerle, davacının karar düzeltme isteğinde haklı olduğu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/I-4. maddesi gereğince karar düzeltme isteğinin kabulü gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun karar düzeltme isteğinin reddine ilişkin kararına iştirak etmiyorum.