Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2011/9304 E. 2012/6412 K. 20.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9304
KARAR NO : 2012/6412
KARAR TARİHİ : 20.03.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, kadın tarafından, kocanın kabul edilen davası, kusur, tazminatlar, yoksulluk nafakası, ziynet alacağı ve ziynetlerle ilgili vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 79.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.03.2012 (Salı)

KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkeme, davalı kocanın, eşini ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve bağımsız konut temin etmediği, davacı kadının ise eşini evlenmeden önce aldattığı gerekçesiyle, davalı kocanın az kusurlu davacı kadının ise daha ağır kusurlu olduğu nedeniyle tarafların boşanmalarına, davacı kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, davacı koca lehine 2.000 TL.manevi tazminat verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davacı kadının evlilikten önce bir başka erkekle birlikte olduğu gerek tanık beyanlarından gerekse davacının kendi anlatımı ile doğrulanmışsa da, davacı kadının evlendikten sonra sadakatsiz bir davranışının kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır.
Evliliklerde sadakat yükümlülüğü evlenme ile başlar, evlilikten önceki kusurlu davranışlar boşanma konusu yapılamaz ve bu kusurların davacı kadın aleyhine kullanılmayacağının kabul gerekir.
Toplanan delillerden, davacı kadının, evlilikten önce yaşadığı bu olayları eşinden gizleyip, ona anlatmadığı nedeniyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, davalı kocanın da eşini ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı, bu durumda tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, davacı kadının, evlilikten önceki davranışlarının, sadakat yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle ağır kusurlu kabul edilerek, davalı koca lehine manevi tazminat verilmesi doğru olmadığı gibi, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılan eşit kusurlu davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi de doğru olmamıştır.
Sayın çoğunluğun, kocanın kabul edilen boşanma davası, ziynet alacağı ve ziynetler nedeniyle vekalet ücretine yönelik onama kararına aynen katılıyor, ancak davacı kadının, evlilikten önceki sadakatsiz davranışının ağır kusur kabul edilerek, davalı koca yararına manevi tazminat verilmesi ve davacı kadının yoksulluk nafakasının reddine yönelik mahkeme ilamının bu yönden bozulmasını düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

KARŞI OY YAZISI

Yerel mahkeme davacı-davalı kadını “eşini evlenmeden önce bir çok kişiyle aldattığını kabul ettiği” gerekçesiyle kusurlu kabul etmiştir.
Sadakat yükümlülüğü evlenme ile başlar. Bir kişinin evlenmeden önce “eşini” aldatması mümkün değildir.
Nişanlının yaşam şekli “evlenmenin butlanı” sebebi olur ise de “boşanma” konusu olamaz.
Davacı-davalı kadının evlenmeden sonra sadakatsiz bir davranışı gerçekleşmemiştir. Kusurlu kabul edilemez.