YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13609
KARAR NO : 2012/19667
KARAR TARİHİ : 12.07.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 19.03.2012 gün ve 9158-6220 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 203.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 43.90 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.12.07.2012 (Prş.)
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Anlaşmalı boşanma davalarında hakim huzurunda gerçekleşen “anlaşmayı bozma” kavramı ile “davadan feragat” kavramı sanıldığı gibi “bir ve aynı şey” değildir. Farklı hukuksal kavramlardır.
Davadan feragatı sadece dava harcını yatıran eş diğer bir deyişle “davacı” yapabilirken, “anlaşmayı bozmayı” anlaşmanın tarafı olan “hem erkek eş hem kadın eş” yapabilir.
Anlaşmayı bozmayı “davadan feragat” imiş gibi değerlendirmek mümkün olmadı gibi anlaşmayı bozmayı sadece dava harcı yatıran eşe özgülemek, usul hukukunda yer almayan bir kuralı içtihat yolu ile ihdas etmekle eş değerdir.
Anlaşmayı dava harcını yatıran eşe ”keyfe keder istediği zaman bozma hakkı” verilirken aynı anlaşmanın tarafı olan diğer eşi bu beyanı ile “sonsuza kadar bağlı tutmak” eşler arasındaki “silahların eşitliği” evrensel hukuk ilkesi ile asla bağdaşmaz.
Yargılamaya Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi hükümlerine göre devam edilmek üzere hükmün bozulması gerekir.