YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24755
KARAR NO : 2012/29978
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına-kısmen onanmasına dair Dairemizin 24.04.2012 gün ve 14495-10505 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 203.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 43.90 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.11.12.2012 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
24.04.2012 günlü Yargıtay ilamında yer alan karşı oy yazıma aşağıdaki gerekçeleri de İLAVE EDEREK değerli çoğunluğun farklı görüşüne katılamıyorum;
Boşanma davalarında yargılama usulü diğer bir deyişle “DELİL SUNMA USULÜ” Türk Medeni Kanunun 184 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HUMK.) ile düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanununun 185. maddesi ise Usul hükmü DEĞİLDİR. Deliller USUL HUKUKU kurallarına göre ibraz edilir. MADDİ HUKUK kurallarına göre değil.
Ne Türk Medeni Kanununun 184. madde hükmünde ne de Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HUMK.) hükümleri arasında değerli çoğunluğun ifade ettiği gibi boşanma hükmünün KESİNLEŞMESİNE kadar gerçeklen YENİ VAKIALARA dayanılabileceği yolunda bir düzenleme yoktur.
İddianın genişletilmesine ilişkin öngörülen Usul Hukuku kuralları da gerçekleşmemiştir.
Delil sunma sınırını BOŞANMA HÜKMÜNÜN kesinleşme tarihine kadar GENİŞLETEN değerli çoğunluğun görüşüne destek olabilecek USUL HUKUKU kuralı bulunmamaktadır. Nitekim USUL HUKUKUNA ilişkin bir maddeye atıf yapılamamaktadır. Çünkü böyle bir madde yoktur.
Yerel mahkemenin ise OLMAYAN bir kuralı uygulaması Türk Medeni Kanununun 33. madde hükmüne açık bir AYKIRILIK oluşturur.
Farklı düşünüyorum.