Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2013/13024 E. 2013/19557 K. 09.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13024
KARAR NO : 2013/19557
KARAR TARİHİ : 09.07.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 03.12.2012 gün ve 16362-28822 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 09.07.2013 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davacıların tanımayı, 02.06.2009 tarihinde öğrendikleri anlaşılmaktadır. Bunun aksini gösteren bir delil yoktur. O halde, dava tanımayı öğrenme tarihinden itibaren (1) yıl içinde açılmıştır. Türk Medeni Kanununun 300. maddesinin son cümlesi, öğrenme tarihinden itibaren (1) yıllık sürenin geçmesi halinde uygulanabilir. Davalı, davacıların mirasbırakanı tarafından 1979 yılında tanındığı halde, uzun süre tanıyanın nüfusuna alınmamış, nüfusa tescili tanıyanın ölümünden sonra yapılmıştır. Bu durumda dava süresindedir. İşin esasının incelenmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süreden reddi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple davacıların karar düzeltme talebinin kabulü ile onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.