Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2013/16220 E. 2013/29218 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16220
KARAR NO : 2013/29218
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan olaylarda kusurun tamamen davacı kocada olduğu, davalı kadının az da olsa kusurunun gerçekleşmediğinin anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.12.2013 (Çar.)

KARŞI OY YAZISI
Taraflar 1983 yılında evlenmiştir. Tarafların bu evlilikten sağ ve ergin olan bir çocukları bulunmaktadır. Davacı kocanın bir başka kadınla evlilik dışı olarak birlikte yaşadığı ve bu ilişkiden en büyüğü 1993, en küçüğü 2008 doğumlu olan dört çocuğu olduğu incelenen nüfus sicil kaydı ile sabittir. Gerek davacı beyanından, gerekse taraf tanıkları beyanından; tarafların (25) yılı aşkın süredir fiilen ayrı yaşadıkları da sabittir.
“Evlenme akti” aile hukukuna özgü “sui generis (kendine özgü) ” bir sözleşmedir. Evlenme akti ile amaçlanan husus ortadan kalkmış; işlem temeli çökmüştür. Hukuki işlem temelinin çökmesinin evlilik hukukuna yansıması; evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olmasıdır. Açıklanan çok uzun süredir ayrı yaşama hali ve kocanın sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmayan davranışı karşısında; evlilik birliği temelinden sarsılmıştır. Bu sonuca ulaşılmasında ağır kusur davacı kocadadır. davalı kadının böyle bir evliliğin devamını istemesi hakkın kötüye kullanılması ( TMK. md. 2/2) niteliğindedir. Davalı kadından beklenen, kocasının bu şekildeki davranışı karşısında, boşanma davası açıp, evliliğin sona ermesini sağlamaktır. Ancak davalı da uzun yıllardır hareketsiz kalmıştır. Bu durumu davalının da azda olsa kusurlu sayılmasını gerektirir. O halde; Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının gerçekleşmiş olduğunun kabulü ile boşanmaya karar verilmek üzere; davanın reddine ilişkin hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum. Değerli çoğunluğun onama kararına açıkladığım sebeplerle katılamıyorum.