YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3704
KARAR NO : 2014/5431
KARAR TARİHİ : 11.03.2014
MAHKEMESİ :Hakkari Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :19.02.2013
NUMARASI :Esas no:2012/37 Karar no:2013/87
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davanın Türk Medeni Kanununun 163. maddesi uyarınca, açılan “küçük düşürücü suç işleme” nedenine dayalı bir boşanma davası olduğu, davalı kocanın işlediği iddia edilen suçların suç tarihlerinin boşanma dava tarihinden önceki tarihlere ait olduğu, Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi yönünden de davacı tarafından her hangi bir delil sunulmadığı ve iddiasının kanıtlanamadığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
11.03.2014 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Dava, Türk Medeni Kanununun 163’ncü maddesinde yer alan “küçük düşürücü suç işleme” sebebi yanında, aynı Yasanın 166’ncı maddesinde yer alan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine de dayanmaktadır. Bu sebebe dayandığı mahkemece de kabul edilmiştir. Tarafların 11.02.2010 tarihinde evlendikleri, aynı gün davalının daha önce işlediği suçlar sebebiyle cezasını infaz etmek üzere hükümlü olarak cezaevine alındığı, Ocak 2013’e kadar cezaevinde kaldığı, bu suretle evlilik birliğinden doğan görevlerini üç yıla yaklaşan bir süre yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. Bu bakımdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.