Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/12591 E. 2015/14443 K. 03.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12591
KARAR NO : 2015/14443
KARAR TARİHİ : 03.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma – Ziynet Eşyası Alacağı

Taraflar arasındaki “boşanma” ve “karşı boşanma” davalarının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarı ve kabul edilen ziynet alacağı için faize hükmedilmemesi; davalı-karşı davacı tarafından ise, kusur belirlemesi, davacı-karşı davalı yararına hükmedilen tazminatların miktarı, kendi manevi tazminat isteğinin reddi, ziynetler ve karşı dava açısından hükünı kurulmaması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalı-karşı davacı tarafından açılan davayla ilgili olarak, kararın gerekçe bölümünde “…asıl dosyada ve karşı davada taraflarca açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği…” belirtildiği halde, hüküm bölümünde sadece davacı-karşı davalı tarafından açılan asıl davaya ilişkin hüküm kurulup, asıl davanın kabulüyle boşanmaya karar verildiği, karşı boşanma davası hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır. Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün gösterilmesi gerekir. (HMK. md. 26/1, 297/2) Toplanan delillerden; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda güven sarsıcı davranışlarda bulunan, eşine ve eşinin ailesine hakaret eden, birlik görevlerini yerine getirmeyen, eşini istemediğini ve boşayacağını söyleyen davalı-karşı davacı koca, eşine hakaret eden, eşinin eve gelmemesini isteyen, birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı- karşı davalıya oranla daha ziyade kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi gereğince, daha fazla kusurlu olan taraf da boşanma davası açabilir. Bu durumda davalının davaya itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamış ise boşanmaya karar verilebilir (TMK.md 166/2). Açılan boşanma davalarında davacı-karşı davalı kadın az da olsa kusurlu olup, davalı-karşı davacı kocanın açtığı davaya yönelik itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmadığından davalı-karşı davacının davasının da kabulüyle boşanmaya hükmedilmesi gerekirken, karşı boşanma davası hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması isabetsizdir. Ne var ki davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalının açmış olduğu boşanma davasında verilen boşanmaya dair hükmü temyizin şumulü dışında bırakmış, bu sebeple verilen boşanma kararı kesinleştiğinden davalı-karşı davacının boşanma davasının konusu kalmamıştır. O halde bu husus gözetilerek davalı-karşı davacının boşanma davası hakkında konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ve haklılık durumuna göre yargılama giderleriyle, vekalet ücretine ilişkin karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Davacı-karşı davalı, dava dilekçesinde, dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ziynet alacağı talebinde bulunmuş olmasına rağmen, faiz isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.07.2015 (Cuma)