YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16745
KARAR NO : 2015/21228
KARAR TARİHİ : 11.11.2015
MAHKEMESİ : Ankara 10. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 16/07/2014
NUMARASI : 2012/759-2014/1044
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ve ziynet alacağı yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat miktarları, nafaka taleplerinin reddi, ziynet alacağının kısmen reddi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-karşı davalı erkek, düğünde kadına takılan ziynet eşyalarının bozdurularak evin ihtiyaçları ve düğün masrafları için harcandığını kabul etmiştir. Davalı-karşı davacı kadının ziynet eşyalarını geri istememek üzere davacı-karşı davalı erkeğe verdiği erkek tarafından ispatlanamamıştır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki, mahkemece bilirkişi incelemesinde düğünde davacı-karşı davalı erkeğe takıldığı tespit edilen çeyrek altınlar yönünden talep reddedilmiştir. Aksine bir anlaşma bulunmadıkça düğünde takılan ziynetler kadına aittir. Davalı-karşı davacının ziynet talebinin çeyrek altınlar yönünden de kabul edilmesi gerekirken, reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir
3-Mahkemece aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde bedellerine hükmedilen ziynetlerin ayarları ve gramları ayrı ayrı karar yerinde gösterilmemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyunadırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.11.2015 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece düğünde davalı-davacı kadına takılan ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne, davacı-davalı kocaya takılan ziynet eşyalarına ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı-davalı koca tarafından düğünde takılan ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde düğün masrafları ve müşterek giderler bozdurulup harcandığını kabul etmiştir. Evlilik birliği içerisinde bozdurulup harcanan ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3)
Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı kadına aittir. Davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davacı kadı, evlilik birliği içerisinde malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede bulunmamaktadır.
2-Diğer yandan, düğünde yakınları tarafından davalı-davacı kocaya takılan ziynet eşyaları kocaya aittir. Kocaya takılan (hediye edilen) bu ziynetlerin davalı-davacı kadına ait olduğunun kabulüne ilişkin yasal bir sebep yoktur.
Yukarıda açıklanan davacı-davalı kocanın ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ziynet eşyalarının kısmen kabulüne ilişkin bölümünün bozulmasına, davalı-davacı kadının ise ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğüm düşündüğüm için sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Düğünde, davacı-davalı erkeğe takıldığı tespit edilen altınların da davalı-davacı kadının ziynet eşyası olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.