YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21245
KARAR NO : 2016/14629
KARAR TARİHİ : 14.11.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet ve Çeyiz Eşyası Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakalar, ziynet, çeyiz eşyasına ilişkin verilen karar ile vekalet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşine şiddet uygulayan ve evden kovan davacı-karşı davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu anlaşılmakladır. Davalı karşı davacı kadının ise kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK.md. 166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacı karşı davalının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı karşı davacıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Öyleyse davacı karşı davalı erkeğin davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, boşanma hükmü temyiz kapsamı dışında bırakıldığından bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3-Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların manevi tazminat talep eden eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir (TMK m.174/1-2).Yukarıda 1. bentte belirtildiği üzere eşini evden kovan ve şiddet uygulayan davacı-karşı davalı erkek tam kusurludur. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4-Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır. Talepten fazlasına karar veremez (HMK m. 26). Davalı, karşı boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde düğünde takılan ve toplam değeri 25.000 TL olan ziynetlerinin aynen, olmadığı takdirde toplam bedelin tahsilini istemiştir. Mahkemece, aynen iadeye olmadığı takdirde değerleri toplamı 17.407,00 TL.’nin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Her ne kadar davalı-karşı davacı toplam değerin 25.000 TL olduğunu iddia ederek bu bedel üzerinden de harç yatırmış ise de, 02.06.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle toplam bedeli 13.407,00 TL’ye indirerek ıslah etmiştir. Davalı karşı davacı ziynet yönünden talep ettiği bedeli 13.407,00 TL olarak ıslah ettiğine göre ve aynen iade mümkün olmazsa bu miktarın tahsilini istediğine göre, bedel olarak isteğin aşılması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.11.2016 (Pzt.)