YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3448
KARAR NO : 2015/19119
KARAR TARİHİ : 22.10.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakaların miktarı, müşterek çocukların velayeti ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece “taraflar eşit kusurlu” kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delilerden; davacı – davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmemesine karşılık, eşine şiddet uygulayan, evden kovan, hakaret ve tehdit eden davalı -karşı davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda kadına göre daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadının güven sarsıcı davranışı ise kanıtlanmamıştır. Gerçekleşen bu durum gözetilmeden kadının eşit kusurlu kabulü doğru olmamıştır.
3- Boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, yukarıda açıklanan sebeple ağır kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, boşanma yüzünden boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davacı-karşı davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu isteklerin reddi doğru bulunmamıştır.
4- Mahkemece. tarafların müşterek çocukları 20.06.2005 doğumlu … … ile 30.06.2009 doğumlu …’ın velayetleri babaya bırakılmıştır. Müşterek çocuk … halen idrak çağında olup yargılama esnasında idrak çağında değildir. … Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların cn başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana/baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise. çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır. Bu bakımdan müşterek çocuk … mahkemece veya istinabe suretiyle eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin kendisinden sorulması ve gerekirse tekrar psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya
uzmanlardan (4787 s.K. md.5) müşterek çocuklar … … ve …’ın anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmalarının çocukların menfaatine olacağı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Bu hususlar nazara alınmadan, velayetle ilgili eksik araştırına ve inceleme ile yazılı şekilde düzenlemeye gidilmesi isabetli bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.10.2015 (Per.)