Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/6083 E. 2015/6179 K. 31.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6083
KARAR NO : 2015/6179
KARAR TARİHİ : 31.03.2015

MAHKEMESİ : Bucak 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ : 20/05/2014
ESAS-KARAR NO : 2013/195-2014/205

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı erkek tarafından, 20.02.2012 tarihinde davalı eşine eve dönmesi için mahkeme aracılığı ile ihtar gönderilmiştir. Bu dava ise 17.06.2013 tarihinde açılmıştır. Davacı erkek, eve dönmesi için eşine ihtar göndermekle ihtar tarihinden önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma sebebi yapılamaz. İhtar tarihinden sonra da davalı kadının kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır. Terk hukuki nedenine dayalı dava da yoktur. Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 31.03.2015 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davacı koca tarafından boşanma davası açılmış, davalı davanın reddini talep etmiş, mahkemece, “davalının davacı ile birlikte müşterek haneden ayrılarak ziyaret amacıyla kendi ailesinin yanına gittiği, ancak bir daha geri dönmediği, davalının birlikte yaşama iradesinin bulunmadığı ve Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/364 Esas 2013/171 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile davalının ayrı yaşama konusunda haklı olmadığının sabit olduğu, bu kararın kesinleşmesinden sonra dahi davalının müşterek haneye geri dönmediği, dolayısıyla davalıdan kaynaklanan nedenlerle evlilik birliğinin davacıdan devamı beklenmeyecek şekilde temelinden sarsıldığı anlaşıldığından tarafların boşanmalarına” karar verilmiştir.
…/…

Sayın çoğunluk tarafından “davacı erkek tarafından, 20.02.2012 tarihinde davalı eşine eve dönmesi için mahkeme aracılığı ile ihtar gönderilmiştir. Bu dava ise 17.06.2013 tarihinde açılmıştır. Davacı erkek, eve dönmesi için eşine ihtar göndermekle ihtar tarihinden önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar boşanma sebebi yapılamaz. İhtar tarihinden sonra da davalı kadının kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır. Terk hukuki nedenine dayalı dava da yoktur. Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır” gerekçesiyle mahkeme hükmümün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.04.2013 gün ve 2011/364 Esas 2013/171 Karar sayılı kararı ile davacı kadın’ın ayrı yaşamakta haklılığını ispat edemediğinden nafaka talebinin reddine karar verilmiş ve işbu karar 3. Hukuk Dairesinin 13.11.2013 gün ve 2013/13452 Esas 2013/15920 Karar sayılı ilamı onanarak kesinleşmiştir.
Davacı eşin, davalıya ihtar gönderdiği ve ihtar tarihinden önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamış olduğu, affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olayların boşanma sebebi yapılamayacağı, terk hukuki nedenine dayalı bir dava da bulunmadığı hususunda sayın çoğunluk ile aramızda görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Ne var ki davalı kadın, ihtar gönderilmesinden ve eşi tarafından affedilmiş sayılmasından sonra da ortak konuta dönmemek suretiyle, evlilik birliğini devam ettirmekten ve birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle kusurlu hale gelmiştir.
Terk hukuki nedenine dayalı bir dava bulunmasa da, davalı eşin ortak konuta dönmemesi, birlik görevlerini yerine getirmemesi, davacı koca tarafından 20.02.2012 tarihinde gönderilen ihtardan sonra, Bucak 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen Yargıtay’ca da onanarak kesinleşen 16.04.2013 tarihli hükümde dahi ayrı yaşamakta haklı olmadığından nafaka talebinin reddine karar verildiği göz önüne alındığında, davalı kadından kaynaklanan nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabulü ve tarafların boşanması gerekmektedir. Bu nedenle isabetli olan yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılamıyorum.