Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/6218 E. 2015/22320 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6218
KARAR NO : 2015/22320
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

MAHKEMESİ : …Aile Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, aleyhine hükmedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, erkeğin açtığı ve ilk birleşen davadaki kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, zina sebebiyle açılan davanın reddi, tazminatlar ve nafakaların miktarları, ikinci birleşen davada erkeğin tazminat talepleriyle ilgili hüküm kurulmaması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemece davacı-davalı erkeğin davası ve davalı-davacı kadının birleşen ilk boşanma davalarında tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, davalı-davacı kadının birleşen ikinci davasında da davacı-davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle kusurlu olduğu kabul edilerek davalı-davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Mahkemece birleşen dosyalarda delillerin ve kusurların birlikte değerlendirilmesi gerekirken her bir dosyada ayrı ayrı kusur belirlemesi yapılması hatalıdır. Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez. Davacı-davalı erkeğin ve davalı-davacı kadının ikinci birleşen davalarındaki kusur durumları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadını aşağıladığı, sürekli alkol aldığı, “senin kızını üç oğluma karı etmediğime şükret” dediği, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davalı- davacı kadının ise sık sık evi terk ettiği ve hastalığında eşiyle ilgilenmediği, buna göre davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadına göre daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı-davalı erkeğin boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleştiğinden, davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur. Bu sebeple kadının, erkeğin boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz itirazının reddi ile, hükmün kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş (HUMK m. 438/son) ve davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK md.174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Mehmet’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran Nuray’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.