YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6332
KARAR NO : 2015/14468
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ : Samsun 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 31/10/2014
NUMARASI : 2014/529-2014/519
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargılamanın sona erdiği oturumda verilen ve duruşma tutanağına geçirilen tefhim edilen kararda müşterek çocuklar için iştirak nafakasına hükmedildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda bu hususlarda herhangi bir hüküm kurulmadığı görülmektedir. Başka bir ifade ile tefhim olunan hüküm sonucuna aykırı gerekçeli karar oluşturulmuştur (HMK.md.298/2).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK. m.298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.4.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere bozma sebebinde oybirliğiyle, bozmanın şümulü bakımından oyçokluğuyla karar verildi. 02.07.2015 (Per.)
KARŞI OY YAZISI
Tarafların boşanma ve mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda “anlaşmalarına” dayanılarak Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş; davacı, kararın boşanmaya ve velayete ilişkin bölümünü temyiz etmemiş, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilen ve tefhim edilen karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında çocuklarla ilgili nafaka yükümlülüğü bakımından farklılık oluşturulduğunu ileri sürerek, sadece bu yönden kararın bozulmasını talep etmiştir.
Başka bir ifade ile, davacının temyiz talebi, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkili kısma yöneliktir. Gerçekten de, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilen ve tefhim edilen kararda, velayetleri davalıya bırakılan müşterek çocuklar için, tarafların anlaşmaları gereği aylık 500’er lira iştirak nafakası tayin edildiği, davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda, bu hususta bir hükme yer verilmemiştir. Başka bir ifade ile, iştirak nafakaları konusunda, tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar oluşturulmamıştır. Hükmün sadece, “iştirak nafakası konusunda kısa kararla gerekçeli karar arasında aykırılıktan bozulması” gerekir. Hükmün, temyiz edilmeyen bölümleri bozmanın şümulü dışında bırakılmalıdır. Çünkü, Yargıtay, tarafların temyiz talepleriyle bağlıdır (HUMK. m. 439/1). Hükmün temyiz edilmeyen bölümleri hakkında inceleme yapılamaz ve bozma kararı verilemez. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 439/II. maddesinde yer alan “temyiz sebepleriyle bağlı olmama” hükmü, kısmi temyiz halinde, kararın temyiz edilen bölümü bakımından geçerlidir. Aksi düşünce, kanun yolu incelemesi için de geçerli olan “tasarruf İlkesine” (HMK. m, 24) aykırı olur. Bu sebeple, sayın çoğunluğun bozma kararma katılmakla birlikte, bozmanın şümulünü tayin etmeyen görüşüne katılamıyorum. 2.7.2015