Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/6588 E. 2015/6640 K. 06.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6588
KARAR NO : 2015/6640
KARAR TARİHİ : 06.04.2015

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakasının Artırılması Aile Konutu Şerhi Konulması ve Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki “tedbir nafakasının artırılması ve aile konutu şerhi konulması” davası ile, daha sonra davalı tarafından açılan “boşanma” ve buna karşı davacı tarafından açılan “karşı boşanma” davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (boşanma davasının davacısı)-karşı davalı … tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle, davalı tarafından eşinin ortak konuta dönmesi için 19.02.2013 tarihinde ihtar talebinde bulunulmuş, istek doğrultusunda verilen ihtar kararı kadına 26.02.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafından terk sebebine dayanan boşanma davası ise 22.05.2013 tarihinde açılmış olup, her ne kadar ihtar kanuni şekle uygun ise de, ihtar olunan eşin 18.02.2013 ile 25.02.2013 tarihleri arasında geçirdiği ortopedik ameliyat sebebiyle hastanede yatarak tedavi görmüş olmasına, taburcu olduktan sonra da iki ay süreyle basmaması gerektiğine ilişkin doktor raporunun mevcut olması karşısında, bu sebeple dönmemekte haklı bulunmasına göre, davalı (boşanma davasının davacısı)-karşı davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara ilişkin temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2-Davacı-davalı kadının, 22.03.2012 tarihinde açtığı “nafakanın artırılması” davası, mahkemece reddedilmiş; gerekçe olarak “tarafların ilk nafaka tayininden itibaren on altı yıldır birlikte yaşadıkları halde, nafakanın artırılmasının istenmesinin Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğu” gösterilmiştir. Başka bir ifade ile kadın, nafakanın artırılmasını istemekte haklı görülmemiştir. Hal böyleyken, aynı isteğin Türk Medeni Kanunun 197. maddesine dayanan “bağımsız nafaka” isteği olarak vasıflandırılması ve artırma davasının açıldığı tarihten geçerli olacak şekilde bu defa kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi, çelişki oluşturmakta olup, kanuna aykırıdır. Artırma talebinde haklı bulunmayan, bağımsız nafaka bakımından da haklı sayılamaz. Bu itibarla kadın yararına 22.03.2012 tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 06.04.2015 (Pzt.)

KARŞI OY YAZISI

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, yerel mahkemenin davacının nafakanın arttırılması talebini haklı bulmadığı, davacının bu talebini Türk Medeni Kanununun 197. maddesinde düzenlenen tedbir nafakası olarak değerlendirilip, bu talebin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Değerli çoğunluk, yerel mahkeme kararını “Arttırma talebinde haklı bulunmayan bağımsız nafaka bakımından haklı sayılamaz” gerekçesiyle bozmuştur.
Değerli çoğunluğun bu bozma görüşüne katılmam mümkün değildir.
Davacı kadının, davalı eşi ile birlikte yaşadığı döneme yönelik tedbir nafakası talebi ve bu nafakanın artırılmasına ilişkin talebi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, bu taleplerin reddi doğrudur. Ancak, tarafların birlikte yaşadığı süreçte davalı koca, davalı eşine, kızının ve damadının yanında “Bu şerefsiz 16 yıldır birlikte yaşamamıza rağmen benden nafaka alıyor” şeklinde hakarette bulunmuştur. Taraflar davalı kocanın bu hakareti üzerine tekrar ayrı yaşamaya başlamışlardır. Davalının bu hakareti nedeniyle davacının ayrı yaşamaya hakkı doğmuştur. Ayrı yaşamaya hakkı doğan davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 197/1. maddesi gereğince tedbir nafakası tayin edilmesi, usul ve yasaya uygundur. Davacı kadın yararına tedbir nafakası verilmemesi gerektiğine ilişkin görüşe katılmıyorum.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle, yerel mahkemenin 1996 yılında kadın yararına tayin edilen nafakanın arttırım talebinin reddi ile tekrar ayrı yaşama hakkı doğan davacı kadın yararına tedbir nafakasına hükmetmesinde bir çelişki ve isabetsizlik bulunmadığı düşüncesindeyim.
Bu sebeplerle yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim. Değerli çoğunluktan farklı düşünüyorum.