YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16014
KARAR NO : 2018/5179
KARAR TARİHİ : 17.04.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan tazminatlar ile tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 17/04/2018 günü temyiz eden davalı … vekili Av. … ve karşı taraf davacı … ile vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1 -d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m.25/1). O halde, mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde “Boşanmada yargılama usulü” ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında “Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların dayanmadığı vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Somut olayda, mahkemece, gerekçeli kararda davalı erkeğe izafe edilen kusurlu davranışlardan; davalı erkeğin kadını annesiyle birlikte yaşamak zorunda bırakma, evinde başka kadına ait saç örneklerinin bulunması ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya davacı tarafından dava ve cevaba cevap dilekçelerinde vakıa olarak dayanılmamıştır. Mahkemece, davacı kadın tarafından usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Öyleyse, yukarıda açıklananlar ışığında toplanan delillerden; mahkemece davacı kadına yüklenen ve kadın tarafından da temyize getirilmeyerek kesinleşen kusurlu davranışlar yanında, kadının birlik görevlerini ihmal ettiği, davalı erkeğin de eşini aşağıladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı kadının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğe nazaran daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, mahkemece davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü ile, bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak yazılı olduğu haliyle davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne, davalı erkeğin de maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) taleplerinin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir edilen 1.630 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.04.2018