YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25570
KARAR NO : 2018/12038
KARAR TARİHİ : 25.10.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile)Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile yoksulluk nafakasının miktarı yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve kadının ziynet alacağı davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Tarafların boşanmanın ferilerine yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu kabul edilerek her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı erkeğin aynı zamanda davacı-karşı davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, davacı-karşı davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu kabul edilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
c-Yukarıda (b) bendinde açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkek, kadına nazaran daha ağır kusurludur. Erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışları aynı zamanda kadının kişilik haklarına da saldırı teşkil eder nitelikte olduğu gibi boşanma sonucu kadın, eşin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Davacı-karşı davalı kadın yararına TMK’nun 174/1-2 madde koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. O halde davacı-karşı davalı kadın yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 51) dikkate alınarak uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
d-Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuş, bu talebi mahkemece kabul edilerek kadın tarafından yapılması gereken dava harç ve giderleri ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek koşuluyla suç üstü ödeneğinden karşılanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda davacı-karşı davalı kadın tarafından açılan davanın kabulüne, yargılamada kendisini vekille temsil ettiren kadın yararına boşanma davası yönünden hükmedilen 1800,00 TL maktu vekalet ücretinin ise hazineden tahsili ile davacı-karşı davalı kadına ödenmesine karar verilmiştir.
Yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınır (HMK m. 326). Vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK m. 33). Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13.03.2013 tarih, 2013/802 esas, 2013/347 karar). Somut olayda davacı-karşı davalı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiğine göre, kadının boşanma davası yönünden davada haksız çıkan taraf davalı-karşı davacı erkektir. Bu durumda davacı-karşı davalı kadın lehine boşanma davası yönünden hükmedilen maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacı erkekten tahsili ile kadına ödenmesine karar verilecek yerde, kanunun emredici hükmüne aykırı olarak hazineden tahsiline hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalı-karşı davacı erkeğin, kadının ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı-karşı davalı kadın, dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen iadesini, olmadığı takdirde bedelini talep etmiştir. Mahkemece tefhim edilen kısa kararda ve buna uygun düzenlenen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “4 adet beşibiryerde, 4 adet 22 ayar bilezik, 1 adet 22 ayar kalın bilezik, 1 takım 14 ayar set, 18 ayar 2 mt halat zincir ile 15 adet çeyrek altından ibaret ziynet eşyasının aynen iadesine bu mümkün olmadığı taktirde 54626,50 TL alacağın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş, ancak iadesine hükmedilen 4 adet beşibiyerdenin bedeli, 8 adet 22 ayar bileziğin gram ve bedelleri, 1 adet 22 ayar kalın bileziğin gram ve bedeli, 14 ayar set takımının gram ve bedeli, 18 ayar 2 m. halat zincirin gram ve bedeli ile 15 adet çeyrek altının bedelinin hükümde yazılmadığı görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında: açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de; yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınır (HMK m. 326). Vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK m. 33). Mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (HGK 13.03.2013 tarih, 2013/802 esas, 2013/347 karar). Somut olayda kadın tarafından açılan ziynet alacağı davasının kabulüne karar verildiğine göre, kadının ziynet davası yönünden davada haksız çıkan taraf erkektir. Bu durumda davacı-karşı davalı kadın lehine ziynet alacağı davası yönünden hükmedilen nispi vekalet ücretinin davalı-karşı davacı erkekten tahsili ile kadına ödenmesine karar verilecek yerde, kanunun emredici hükmüne aykırı olarak hazineden tahsiline hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda (1/b), (1/c), (1/d) ve (2.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, (2.) bentteki bozma sebebine göre davalı-karşı davacı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1/a) bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.10.2018 (Prş.)