Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2016/25605 E. 2018/12440 K. 05.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25605
KARAR NO : 2018/12440
KARAR TARİHİ : 05.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, 30.09.2015 tarihinde ikame edilmiştir. Mahkemece dava dilekçesi ve devamındaki tüm tebligatlar davalı erkeğe, dava dilekçesinde bildirilen adres olan “… Mah. … Sok. No: 17/9 …/…” adresine tebliğ edilmiştir. Bu adres dava dilekçesinde bildirmiş olduğu üzere davacı kadının ikamet ettiği ve ekli vekaletnamesinde de yazıldığı şekilde davacı kadının mernis adresi olup aynı zamanda davalı erkeğin de mernis adresidir.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adres olarak kabul edileceğine ve tebligatın burada yapılacağına imkan veren Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine 6099 sayılı Kanuna ilave edilen hüküm bu adresin aynı davada “…” olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Aksi halde, aynı davada “…” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesinde gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Tebliğ muhatabı, şu veya bu gerekçe ile yeni bir yerleşim yeri adresi edinmemiş veya tekrar dönebileceği beklentisiyle önceki yerleşim yeri adresini değiştirdiğine ilişkin beyanda bulunmamış olabilir. Yerleşim yeri adresini sürekli olarak değiştirmemiş olan kişiden de, değişiklik beyanında bulunması beklenemez. Öte yandan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğine göre, ergin olan aile fertlerinin birbirleri yerine adres beyanında bulunmaları da mümkündür (Yönetmelik m. 13/2). Tüm bu hususlar dikkate alındığında; davalıya aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste yapılan tebligatı geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece öncelikle dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalının bilinen iş yeri adresine tebliğ edilerek dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanması, ardından ön inceleme duruşmasına taraflar usulünce davet edilerek ön inceleme duruşmasının yapılması ve sonrasında taraflara tahkikata geçildiği bildirilerek, gösterildiği takdirde delillerin toplanması ve gerçekleşecek sonuca göre bir karar verilmek üzere; sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafın da davet edilerek ve taraflara çıkarılacak davetiyede belirlenen gün ve saatte hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilerek hüküm verilmesi gerekirken açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.11.2018 (Pzt.)