Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2017/3196 E. 2018/13109 K. 20.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3196
KARAR NO : 2018/13109
KARAR TARİHİ : 20.11.2018

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından davalı-davacı kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakasının miktarına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20/11/2018 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı … vekili Av. … ve karşı taraf temyiz eden davacı-davalı … vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının ise yoksulluk nafakasının miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2- Davalı-davacı kadının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)İlk derece mahkemesi, davacı-davalı erkeğin eşini ve ortak çocukları sürekli aşağıladığı, eşine fiziksel ve sözel şiddet uyguladığı, onu dışarı attığı, aileden gizli maddi imkanlar oluşturduğu, davalı-davacı kadının ise eşine hakaret ettiği gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunu kabul ederek, tarafların karşılıklı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı- davacı kadın yararına aylık 850,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına (TMK m. 169-175), 50.000,00 maddi ve 30.000,00 manevi tazminata (TMK m. 174/1-2), davacı-davalı erkeğin tazminat isteğinin ise reddine karar verilmiş, davacı-davalı erkeğin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 08.02.2017 tarih E. 2016/31 – K. 2017/133 sayılı kararla; erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıası sonrasında evliliğin uzunca bir süre devam etmesi sebebiyle kadın tarafından affedildiğinin kabulü ile bu kusurun davacı-davalı erkeğe yüklenen kusurlar arasından çıkarılması gerektiği, davalı-davacı kadının kullandığı cep telefonu hattından yabancı bir erkek adına kayıtlı cep telefonu hattı ile yapılan görüşme kayıtlarının zamanları ve sıklığı sebebiyle davalı-davacı kadına güven sarsıcı hareketlerde bulunmak hususunda kusur izafe edilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen tarafların diğer kusurlu davranışları da dikkate alındığında tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilerek, davacı-davalının kusur belirlemesi ve kadın yararına hükmolunan tazminatlar ile yoksulluk nafakasının miktarı yönünden istinaf taleplerinin kabulüne, diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine, davalı-davacı kadına yoksulluk nafakası verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi hükmünün hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık 600,00 TL. yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” birleşen dava yönünden verilen hükmün 2. bendindeki “50.000 maddi, 30.000 manevi tazminatın davalıdan alınarak davalı-davacı kadına verilmesine” hükmünün hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Davacı-davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin Reddine,” yazılmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-davacı kadının eşine hakaret ettiği, davacı-davalı erkeğin ise birlik görevlerini yerine getirmediği, onu sürekli olarak aşağıladığı, ekonomik şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu ve eşinin üzerine yürüyerek ona tabure fırlatmak suretiyle fiziksel şiddete dönük davranışlarda bulunduğu ve ortak konutun anahtarını değiştirmek suretiyle birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı-davalının fiziksel şiddete yönelik davranışlarının kadın tarafından affedildiği gerekçesiyle erkeğin kusurlu davranışlarından çıkarılmasına karar verilmiş ise de; tanık beyanlarından bu davranışın gerçekleştiği olayın tarafların fiilen ayrılmalarından yaklaşık 1 yıl gibi bir süre önce gerçekleştiği, tarafların son 10 yıldır aynı evde yaşamakla birlikte ayrı odalarda kaldıkları ve eşlik ilişkilerinin bulunmadığı, fiziksel şiddet olayından sonra da birbirleri ile ilgileri olmaksızın aynı evde yaşamaya devam ettikleri anlaşılmakta olup, davalı-davacı kadının eşinin bu davranışlarını affettiğine dair bir delil olmadığı gibi davacı-davalı erkeğin de bu yönde bir savunması bulunmamaktadır. O halde fiziksel şiddet vakıasının davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı-davacı kadının kullandığı telefon hattı ile bir erkek adına kayıtlı telefon numarasına aramalar gerçekleştirilmesi sebebiyle güven sarsıcı davranışlar sergilediği Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmiş ise de; davalı-davacı kadının aranan numarayı kullanan kişinin numaranın adına kayıtlı erkeğin eşi olduğu ve kadın arkadaşı ile görüştüğü şeklindeki savunmasının aksi ispatlanamadığı gibi, aramaların sıklığı ile süreleri de dikkate alındığında ve davacı-davalı erkeğin dava dilekçesinde kadının aranan numara adına kayıtlı olan kişi ile duygusal ilişkisi olduğu yönünde açık bir iddiada bulunmadığı da gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince kadına güven sarsıcı davranış sergilemesi kusurunun yüklenmesi de doğru değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararı doğru olup, Bölge Adliye Mahkemesinin tarafların kusurlarının belirlemesine ilişkin kararının bozulması gerekmiştir.
b)Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m.4), dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin kadın yararına verdiği maddi ve manevi tazminatın miktarı bakımından istinaf incelemesi yapılması gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2/a ve 2/b bentlerde gösterilen sebeplerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 08.02.2017 tarih E.2016/31 – K. 2017/133 sayılı kararının kusur belirlemesi ve davalı-davacı kadının tazminat istekleri yönünden BOZULMASINA, kararın bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1 bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin, Osman’dan alınarak …’ye verilmesine, aşağıda yazılı harcın …’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran …’ye geri verilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/2. maddesine göre dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2018(Salı)