YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4789
KARAR NO : 2018/13213
KARAR TARİHİ : 20.11.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen manevi tazminat, ortak çocuklar lehine hükmedilen nafakalar ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kadın, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, taraflar dava veya cevap dilekçelerinde (HMK m.119/1-e-f,) iddiasının/savunmasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini açıkça göstermek zorundadır. Hâl böyle olunca, davacı kadının dava dilekçesinde tanık deliline dayanmamasına rağmen, mahkemece kadının tanıkları dinlenerek, davalı erkeğe davacı kadına yönelik hakaretten kusur yüklenilmesi yerinde değildir. Yine davacı kadının, ailesine karşı yapılan hakaret vakıasına dayanmadığı anlaşılmaktadır. Dayanılmayan vakıalar hükme esas alınamayacağından ve kusur olarak yüklenemeyeceğinden (HMK m.25/1), kadın tarafından dayanılmayan aileye hakaret vakıası esas alınarak, davalı erkeğe kusur yüklenmesi doğru görülmemiştir. Davalı erkeğin kadına yönelik fiziksel şiddeti hususunda, davacı kadının tanıklarının beyanları dikkate alınmamış ise de; kadının şiddete maruz kaldığı dosya içeriğinden sabittir. Gerçekten de, mahkeme dosyasının incelenmesinden, davacı kadının erkek aleyhine koruma kararı aldırdığı görülmüştür. Koruma kararı dosyası yerel mahkemece celp edilmiş olup, işbu dosyanın incelenmesinden; kadının kocasından fiziksel şiddet gördüğünden bahisle 24/10/2011 tarihinde polis merkezine başvurduğu, 23/10/2011 tarihinde eşinden fiziksel şiddet gördüğünü beyan ettiği ve … Devlet Hastanesinden iş bu tarihli kadın hakkında geçici rapor alındığı anlaşılmıştır. İş bu rapor ile kadının vücudunda morluklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yerel mahkeme dosyasında bulunan Adli Tıp Kurumu’nun 23/01/2012 tarihli raporuna göre, davacı kadının darp edildiği ve davalı erkek hakkında … . Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/533 E. dosyasında basit yaralama suçundan yargılamanın bulunduğu sabittir. O halde; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşılık mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı kadının ise güven sarsıcı davranışta bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinin sarsılmasında taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha baskın olduğu söylenemez. Tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Hâl böyle iken davalının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata karar verilemez. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde, davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20.11.2018(Salı)