Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/1516 E. 2019/3723 K. 01.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1516
KARAR NO : 2019/3723
KARAR TARİHİ : 01.04.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVACI-DAVALI : …
DAVALI-DAVACI : …
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafaka ve maddi tazminat yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat ile maddi tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince, davacı-karşı davalı erkeğin davasının ispatlanamadığından reddine, davalı-karşı davacı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 400 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, tarafların eşit kusurlu bulunması nedeniyle kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen nafakalar, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ile nafaka miktarı yönünden istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, görevli … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 2017/451 Esas, 2017/1517 sayılı kararı ile; erkek tarafından eve dön ihtarı çekilmekle kadının önceki kusurları affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmış sayılacağından kadına kusur yüklenilmesinin doğru olmadığı, erkeğin ise, eve geç geldiği bazen hiç gelmediği, eşinin ihtiyaçlarını karşılamadığı bu nedenle tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, gerçekleşen bu duruma göre erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, kadın tarafından gösterilen ilk listede tanık olarak belirtilen Remziye’nin dinlenilmesinin mümkün olmadığının belgelendirilmesi halinde ikinci tanık listesi verilebileceği, ancak bu husus istinaf edilmediğinden yanlışlığa işaret edilmekle yetinildiği gerekçesi ile erkeğin tüm kadının ise maddi tazminatın reddi yönünden yapılan istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, kusur tespiti inceleme konusu yapılarak ilk derece mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekçesinin değiştirilerek erkeğin tam kusurlu olduğunun tespitine karar verildiğine göre; istinaf sebeplerine göre inceleme yapılabilmesi için sunulan delillerin, süresinde olup olmadığı ile, hukuka uygun deliller olup olmadığının değerlendirilmesinin de tabi bulunmasına göre delillerin sunulması konusunda istinaf talebinin olmadığından bahisle eleştirmekle yetinilmesi doğru olmamıştır.
HMK m. 259/3. maddesine göre tanıkların “Hasta veya özürlü olmasından dolayı gelememesi halinde bulunduğu yerde” dinlenilebileceğini belirtmekle birlikte Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre ancak dinlenilmesi imkansız hale gelmiş tanık yerine, sunulan tanık listesinde, dinlenilmesi imkansız hale gelen tanık ile aynı konuda tanıklık yapacak başka bir tanık ismi belirtilmemiş ise yeni bir tanık ismi belirlenebilecektir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, tanık listesinde bulunan tanığın, dinlenilmesinin imkansız hale gelip gelmediğinin araştırılması sonucuna göre, gerekirse bulunduğu yerde dinlenilmesine karar verilmesi gerekirken, tanık listesinde ismi olmayan tanığın dinlenilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 01.04.2019 (Pzt.)