Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/2340 E. 2018/5839 K. 02.05.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2340
KARAR NO : 2018/5839
KARAR TARİHİ : 02.05.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kadının birleştirilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-davalı erkek tarafından Türk Medeni Kanunun 166/son maddesi uyarınca, davalı-davacı kadın tarafından ise Türk Medeni Kanunun 166/1-2. maddesi uyarınca boşanma davası açılmış, Yerel mahkeme taraflarca açılan karşılıklı boşanma ( TMK m. 166/1 ve 166/son) davalarının yapılan yargılaması neticesinde, daha önceden açılan dava ile erkeğin kusurlu olduğu hususunun kesinleştiği, erkeğin, kadını küçümsediği, onun kişilik haklarını ihlal ettiği ve böylece evlilik birliğinin sarsıldığı, tarafların boşanma davalarının reddinden sonra bir araya gelmedikleri belirtilerek tarafların boşanma davalarının kabulüne (TMK m.1661/1, 166/son) karar verilmiş, verilen karar davacı-davalı erkek tarafından kadının birleştirilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmiştir. Dairemizce hüküm erkeğin birleştirilen dava yönünden verdiği delil listesinde bildirdiği tanıkların dinlenilmediğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozmadan sonra 02.06.2016 tarihli kararında, tanık dinlenmesinin sonucu etkili olmayacağı belirtildikten sonra erkeğin eşine gerekli ilgi ve şevkati göstermediği, Adli Tıp Kurumunun verdiği rapora göre ruhsal ve organik bakımdan bir rahatsızlığı olmadığı halde onunla cinsel ilişkiye girmediği ve böylece yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmak suretiyle erkeğin tamamen kusurlu olduğu açıklanılarak önceki kararda direnilmiş, dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu “mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı, yeni hüküm niteliğinde olduğu“ gerekçesiyle dosya temyiz incelemesinin yapılması amacıyla Dairemize gönderilmiştir.
Bozma sonrası yeni gerekçeye dayalı hükme ilişkin yapılan temyiz itirazlarının incelenmesi neticesinde;
Davacı-davalı erkek birleştirilen dava yönünden verdiği 24.01.2012 tarihli delil dilekçesinde bildirdiği tanıklarını dinletmekten açıkça vazgeçmemiştir. Bu tanıklar yüzünden HMK m.241. koşulları da oluşmamıştır. O halde, davacı-davalı erkeğin tanıklarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243. ve devamı maddelerinde gösterilen usul çerçeve dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı-davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.05.2018 (Çrş.)