YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4029
KARAR NO : 2018/14227
KARAR TARİHİ : 10.12.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminatın miktarları ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin”, aynı maddenin (2.) fıkrasında da, “Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” öngörüldüğünden, temyiz isteğinin incelenmesinde 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin hükümleri uygulanmıştır.
Temyiz edilen karar temyiz eden davacı-davalı tarafa 10.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve fakat söz konusu karar kanunda öngörülen (HUMK m. 432) onbeş günlük süre geçtikten sonra 27.04.2018 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Kuşkusuz Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 432. maddesine göre, temyiz kanuni süre geçtikten sonra yapılır ise, temyiz isteminin reddine karar verme yetkisi hükmü veren mahkemeye aittir.
Ne var ki yerel mahkemeler tarafından verilen kararların yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi veya temyiz kabiliyetinin bulunmaması halinde dosyanın yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden, Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 2494 sayılı kanun ile değişik 432/4. maddesine göre, bu konuda bir karar verilmek üzere, dosya mahalline geri çevrilmeden doğrudan doğruya Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca (01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 K. sayı ile) karara bağlanmıştır. Bu durumda gösterilen sebeple temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve özellikle mahkemece hüküm fıkrasında davacı- davalı erkeğin davasının reddine karar verilmesine karşın kendisini vekille temsil eden davalı-davacı kadın yararına hükmedilen vekalet ücretini davacı-davalı erkek …’ten tahsili yerine davalı-davacı kadın …den tahsiline şeklinde hüküm tesisinin, mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası (TMK m. 175) azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hiikmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2/a. bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, davacı-davalı erkeğin temyiz dilekçesinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple süre aşımı nedeniyle REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.12.2018(Pzt.)