YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4788
KARAR NO : 2018/14447
KARAR TARİHİ : 12.12.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından hükmün tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; kısa kararda ” Davalı … için daha önce dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükmedilmiş olan aylık 200 TL tedbir nafakasının aradan geçen zaman dilimi dikkate alınarak 14/02/2018 tarihinden itibaren aylık 350 TL olarak belirlenmesine, hükmün kesinleşmesine kadar tedbir nafakası olarak, hüküm kesinleşme tarihinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına….” şekilde karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm kısmında “Davalı … için aylık dava tarihinden itibaren her ay 200 TL tedbir nafakasının hükmün kesinleşmesine kadar tedbir nafakası olarak, hüküm kesinleşme tarihinden itibaren yoksulluk nafakası olarak devamına ….” şekilde karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar hüküm fıkrası arasında tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden çelişki yaratılmış, bu çelişki mahkemece tashih yoluyla giderilmeye çalışılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık “hükmün tashihi yoluyla” giderilemeyeceği gibi ancak temyiz kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 12.12.2018 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davalarına ilişkin kararlarda asıl dava (boşanma) ve ekleri olmak üzere birden fazla hüküm bulunmaktadır. Kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında, hükmün hangi bölümünde çelişki yaratılmış ise sadece o bölüm çelişkiden dolayı bozulabilir. Hükmün bir bölümünde çelişki yaratılması, temyiz edilen ancak çelişki bulunmayan diğer bölümlerine yönelik temyiz incelenmesi yapılmasına engel olmamalıdır. Diğer bir anlatımla, hükmün temyiz edilen bölümlerinden, sadece çelişki yaratılan bölüm veya bölümlerin sırf çelişkiden dolayı bozulması, çelişki yaratılmayan bölüm veya bölümlere yönelik temyiz isteminin ise esastan incelenip karara bağlanması gerekir.
Somut olaydaki mahkeme kararında, boşanma davasının eki (feri) niteliğinde olan tedbir ve yoksulluk nafakaları yönünden çelişki bulunmaktadır. Hükmün diğer bölümlerinde ve özellikle davanın esasını oluşturan boşanma hükmü yönünden çelişki bulunmamaktadır. O halde, hükmün çelişki bulunan bölümleri sadece çelişkiden bozulmalı, hükmün diğer yönlerine ilişkin temyiz istemi esastan incelenmeli ve inceleme sonucunda; bozmayı gerektiren bir durum yoksa bu bölümler onanmalı, bozmayı gerektiren başka bir sebep var ise bu bölümler ancak o sebeple bozulmalıdır.
Hal böyleyken, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı içerik ve amacından farklı yorumlanarak, hükmün çelişki bulunmayan bölümlerinin de çelişkiden dolayı bozulup temyiz isteminin tümünün esastan incelenmemesi usul ve yasaya uygun değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.