Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2018/8207 E. 2019/6429 K. 21.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8207
KARAR NO : 2019/6429
KARAR TARİHİ : 21.05.2019

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 176.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oyçokluğuyla karar verildi.21.05.2019 (Salı)

KARŞI OY YAZISI

Davacı, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) ve yoksulluk nafakası (TMK m.175) istemlerinde bulunmamış, ıslah dilekçesinde bu istemlerini dile getirmiş ve ilk derece mahkemesince davacı yararına maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) taktir edilmiş, yoksulluk nafakası isteminin ise reddine karar verilmiştir. Davalının istinaf istemi üzerine, bölge adliye mahkemesi, davacının dava dilekçesinde davalıdan herhangi bir nafaka ve tazminat istemediğini belirttiğini, bu ibarenin feragat niteliğinde olduğunu gerekçe göstererek, davacının tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin feragat sebebiyle reddine karar vermiştir.
Ancak, feragat (HMK m. 307 v.d.) iradesinden söz edebilmek için; feragatin açık, kesin ve koşulsuz olması zorunludur (Y.H.G.K’nun, 22.02.2012 gün ve 2011/2-733 E., 2012/87 K. ve 12.09.2012 gün ve 2012/2-245 E., 2012/554 K. kararları ile Y.2.H.D’nin 07.05.2019 tarih ve 2018/6010 E. – 2019/5505 K. sayılı kararı).
Eldeki davada, dava dilekçesinde yer alan ” Kendisinden nafaka ve tazminat gibi herhangi bir talebim yoktur” şeklindeki ibareden, davacının tazminat (TMK m.174/1-2) ve yoksulluk nafakası (TMK m.175) istemlerinden açık, kesin ve koşulsuz feragat ettiğini gösterecek nitelikte bir irade beyanının bulunduğu sonucu çıkarılamaz. Bu sebeple, bölge adliye mahkemesince davacının tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesi yasal dayanaktan yoksundur.
Diğer yandan; “Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” [ HMK m. 177-(1) ].
Somut olayda, ilk derece mahkemesi 13.06.2017 tarihli duruşmada tahkikatı bitirerek 19.09.2017 tarihli duruşmayı sözlü yargılama duruşması olarak belirlemiş ve davalıya HMK’nın 186. maddesi gereğince tebligat çıkarılmasına karar vermiştir. Sözlü yargılama günü olarak belirlenen 19.09.2017 tarihli duruşmada ise davacı vekili, boşanma davasının ekleri yönünden davayı ıslah etmek için süre isteminde bulunmuş ve davacı vekiline bu yönde süre verilmiş, duruşma günü 10.10.2017 tarihine bırakılmış, davacı vekili 29.09.2017 tarihli ıslah dilekçesini mahkemeye sunmuş, mahkemece 10.10.2017 tarihli duruşmada dava dilekçesi ile ıslah dilekçesinde yer alan istemlerin esası hakkında karar verilmiştir.
Islah en geç tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğine göre [HMK m. 177-(1)], davacının tazminat (TMK m.174/1-2) ve yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) ilişkin ıslah istemi süresinde değildir. İlk derece mahkemesince, süresinde olmayan ıslah isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslah dilekçesindeki istemlerin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Bu durumda, bölge adliye mahkemesince, davalının istinaf istemi bu yönüyle kabul edilerek, ıslah isteminin reddiyle yetinilmesi gerekirken, ıslah dilekçesinin esası incelenerek ve kesin hüküm oluşturacak şekilde, davacının tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin feragat sebebiyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur.
Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının bu yönlerden bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan sebelerle, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.