YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/916
KARAR NO : 2018/12666
KARAR TARİHİ : 07.11.2018
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 28.11.2017 gün ve 2016/8031-2017/13469 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
Yerel Mahkemece; davacı erkeğin terk (TMK m. 164) hukuki sebebine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı kadın lehine 150,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, davalı kadının yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Hükmün tamamı davalı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizce; “Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi gereğince çekilen ihtarın hukuki sonuç doğurması için, samimi bir arzunun ürünü olması gerekir. Toplanan deliller ve taraflar arasında gerçekleşen olaylara ve özellikle davalı tanığı … beyanına göre davacının annesinin terk ihtarından sonra davalıya “hayatımızdan çık, buraya adım atma, biz Ahmet’i evlendireceğiz, … ile babası seni öldürecek” şeklinde sözler söylediği ve davacı ve davalının evliliğin başından itibaren erkeğin ailesiyle aynı evde yaşadıkları ve davet edilen evin bağımsız niteliğinin olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı kadın bu sebeple ihtara uymamakta haklıdır. O halde, davacı erkeğin terk hukuki sebebine (TMK m. 164) dayalı boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Davacı erkek karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava dilekçesi davalı kadına 06.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı kadın iki haftalık yasal süre içerisinde sunmuş olduğu 10.03.2015 tarihli cevap ve 30.03.2015 tarihli 2. cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 191/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar. Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçları da bu duruma göre kabul veya reddedilecektir. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25/1).
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmaların genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır,” şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas 2016/522 karar sayılı ilamı)
Somut olayda davalı kadın cevap ve ikinci cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmadığından, sonradan delil listesi verilmesi veya dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen süre sonuç doğurmaz ve davalı kadının süresinde bildirmediği tanıklarının beyanları dikkate alınamaz. Bu durumda, davalı yanca usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen tanık beyanları esas alınarak davalı kadının terk ihtarına uymamakta haklılığından söz edilemez. Bu bakımdan usulüne uygun şekilde dayanılmayan ve delil niteliği bulunmayan davalı tanığı … ’ın beyanları nazara alınarak hükmün bozulması hatalı olmuştur. Dosya kapsamına göre yapılan soruşturmaya ve toplanan delillere, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere, özellikle ihtarın, Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi ile 27.3.1957 günlü ve 10/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun bulunmasına; davanın süresinde açılmış olmasına; davalının kanunen korunmaya değer bir sebep olmadığı halde ortak konuta dönmediğinin anlaşılmış olmasına göre davalı kadının temyiz itirazları yerinde olmadığı gibi, diğer yönlere ilişkin temyiz istemleri de varit değildir. Bu itibarla bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekir, bu sebeple davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin kabulüne Dairemizin 28.11.2017 gün ve 2016/8031 esas, 2017/13469 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının gösterilen sebeple onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı erkeğin karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442 maddeleri gereğince yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 28.11.2017 gün ve 2016/8031 esas, 2017/13469 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, mahkeme kararının yukarıdaki sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, karar düzeltme harcını yatıran davacıya geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 07.11.2018 (Çrş.)