YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2688
KARAR NO : 2019/8179
KARAR TARİHİ : 04.07.2019
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından erkeğin boşanma davasının kabulü ve kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
İlk derece mahkemesince, eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle taraflarca ikame olunan karşılıklı boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ve kadın tarafından açılan ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince verilen 09.10.2018 tarihli bu karar davacı- karşı davalı kadın tarafından, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi ve ziynet alacağı davasının reddi yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddine yönelik olarak istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tarafların kusura yönelik istinaf taleplerinin kabulüyle, ilk derece mahkemesince taraflara yüklenen kusurlar yönünden tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu ve ispatlanamadığı gerekçesiyle gerekçeden çıkartılmasına, tanık Turgut’un bizzat şahit olduğu şekilde tarafların maddi konular nedeniyle tartıştıkları, bu nedenle aralarında geçimsizlik olduğu, tarafların yeniden bir araya gelerek evlilik birliğini sürdürmelerinin mümkün olmadığı, ayrılığa sebebiyet veren olaylarda her iki tarafın da eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulüne, erkeğin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bölge adliye mahkemesince gerekçeye esas alınan tanık Turgut’un beyanlarının bir kısmı soyut ve Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Davacı- karşı davalı kadının bir kusuru ispatlanamamıştır. Davalı-karşı davacı erkek ise temyize gelmediğinden kusuru kesinleşmiş olup erkek tam kusurludur. Açıklanan sebeplerle, davalı- karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir. Ne var ki, davacı-karşı davalı kadının boşanma davası temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, davalı-karşı davacı erkeğin davası boşanma yönünden konusuz kalmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331/1. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki, tarafların haklılık durumuna göre vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takdir ve tayin eder. O halde davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı ve tarafların dava tarihindeki haklılık durumlarına göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halide temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2019 (Per.)