Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2019/3143 E. 2019/7767 K. 26.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3143
KARAR NO : 2019/7767
KARAR TARİHİ : 26.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemece, güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı karşı davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının kabulü, kadının davasının reddi ile erkek lehine manevi tazminata hükmedilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-karşı davacı erkeğin, her iki davadan önce 19.06.2013 tarihinde noter aracılığı ile “Lojmana taşınması sebebiyle taşınma aşamasında eşinin evde bulunması, taşındıktan sonra da ortak konutun lojmandaki konut olması sebebiyle eşinin o adrese gelmesi” talebini içerir ihtar çektiği anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkek ihtar çekmekle ihtar tarihinden önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerekir. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı karşı davalı kadına güven sarsıcı davranış vakıası kusur olarak yüklenemez. Açıklanan sebeple davacı-karşı davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca hatalı değerlendirme ile davacı-karşı davalı kadının tamamen kusurlu olduğunun kabulü ile erkeğin davasının kabulüne ve erkek lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı karşı davalı kadının dava dilekçesinde belirttiği 10.07.2013 tarihinde açtığı bağımsız tedbir nafakası davasında davalı-karşı davacı erkeğin kusurları kesinleşmiş olup, incelenen dosyada Dairemizin 2016/6396 Esas ve 2016/8540 karar sayılı karar düzeltme ilamı ile erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve eşini aşağıladığı belirtilerek kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesiyle nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu halde davalı karşı davacı erkeğin kesinleşen bu kusurlu davranışlarına göre taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı karşı davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile davacı-karşı davalı kadının davasının reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; eşine fiziksel şiddet uygulayan, hakaret eden ve eşini aşağılayan davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tamamen kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davacı-karşı davalı kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu bu esteklerin reddi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
4- Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının kusurlu olmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre, davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına (TMK m.175) hükmedilmesi gerekirken bu isteğinin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1., 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.06.2019 (Çrş.)